Makaleler

G Grupları Nedir? Sistemin Görünen Kahramanları

G Grupları Ülkeleri Tarihi:

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra beliren stabilite ve küresel barışa doğru giden yolda Amerika Birleşik Devletleri’nin yoğun fonlama gücü sayesinde birçok Avrupa devleti uluslararası pazara güçlü bir şekilde girebildi. Ekonomik ve askeri gücü en yüksek olan ABD savunduğu değerleri dünyaya yaymayı kendisine dış politika edindi.ABD’nin stratejisinde tüm ekonomik ve askeri hamlelerinin arkasında serbest Pazar sisteminin tüm dünyada geçerli sistem olmasını sağlamak bu sistemin jandarması ve patronu olarak kalmak vardır. Gelişen ekonomiler ABD hegemonyası içerisinde çok kutuplu bir hâle geçişi sağladı. Bugün birçok Avrupa ülkesi küresel güce sahiptir ve bunu ABD müttefikliği ile beraber başarmıştır. Bunun üzerinde duruyorum çünkü bugünün güçlü ekonomileri ABD’nin Marshall ve Truman başta olmak üzere birçok yardımının eseridir. İki dünya savaşı atlatmış Avrupa ülkelerinin bugünün sanayi de teknoloji devleri olmaları çok olanaklı görünmüyordu başka türlü. G Grupları ise bugün sistemin koruyucusu işleticisidir.

G Grupları:

G 7 Nedir:

İngilizcesi Group of Seven’dır. Bu grup Almanya, ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada olmak üzere yedi ülkeden oluşmaktadır ve Avrupa Birliği de grupta temsil edilmektedir.

G 8 Nedir:

İngilizcesi Group of Eight’tir. Bu grubunun üyeleri Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD ülkeleridir.  G7 grubunun Rusya ile genişlemiş halidir. Dünya Ekonomisinin %65’i bu grubun üyelerinin elindedir. Avrupa Birliği, toplantılarda Avrupa Komisyon başkanı tarafından temsil edilir. Bu gruplar forum niteliğindedir ve küresel ekonominin yüzde %65’ini elinde bulunduran bu ülkeler sağlık, kanun uygulama, iş, ekonomik ve sosyal gelişme, enerji, çevre, dış ilişkiler, adalet ve içişleri, terörizm ve ticaret gibi çok farklı ve çok geniş kapsamlı konuları konuşurlar.

G 8+5 Nedir:

G 8 ülkelerine Brezilya, Çin, Güney Afrika Cumhuriyeti, Hindistan ve Meksika’nın da dahil olmasıyla oluşan gruba verilen isimdir.

G 20 Nedir:

G20 ülkeleri dünya ekonomisinin yüzde 85’ini oluşturmaktadır ve Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu G20 ülkelerini oluşturmaktadır.

Sistem:

Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi dünya ekonomisinin yüzde 85’ini göğüslemektedir. Geriye kalan 200’e yakın ülke ise dünya ekonomisinin yüzde 15’ine denk gelmektedir. Dünya gündeminin sürekli Avrupa ve ABD eksenli olarak izlenmesinin ekonomik boyutu bu sebepledir. Diğer yandan BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi olan ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya da bu forumlar içerisinde dünyanın en büyük ekonomilerini temsil etmektedir.

Bu ekonomik büyümeler İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştir. Birinci Dünya Savaşı öncesindeki güçlü devletlerin kendi pozisyonlarını koruyabilmeleri ve son 300 yıldır sürekli aynı devletleri büyük devletler olarak görmek bizleri yanıltmamalı. Hem Birinci hem de İkinci Dünya Savaşı sonrasına Avrupa ülkeleri kesinlikle büyük bir ekonomik çöküşe geçmiştir. Her iki savaş sonucunda da ABD kendi stratejik hedefleri doğrultusunda İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Batı Avrupa ülkelerine yardım etme kararı almıştır. Özellikle Soğuk Savaş periyodunda komünizme karşı ABD’nin yanında kapitalist müttefiklerinin çokluğuna ve bu ülkelerin güçlenmesine ihtiyacı vardı. ABD kendi sistemi içerisinde çok başarılıydı ve güçlüydü. Bu gücünü koruyabilmesi ancak dünya çapında kendi sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesi ile gerçekleşebilirdi.  Bunu biliyordu ve Wilson döneminden beri gelen Amerikan ideallerinin yayılması ABD’nin idealdeki en kalıcı dış politikası oldu. Soğuk Savaş öncesinde de sürecinde de sonrasında da.

Özellikle soğuk savaş sonrasında doğu eksenli kalkınma ve gruplaşmalar görülmüştür. Avrupa Birliği’nin kıtada yaptığını veya G7 ve G8 ülkeleri gibi G Grupları ile ülkelerin birlikte düzenliği toplantılar aslında bir ideolojinin ve kapitalist birlikteliğin soğuk savaş döneminden kalma bir refleksin göstergesidir. Bu ekonomik büyümeler, kalkınmalar ve sahip olunan güç oyunun kendi kuralları içerisinde geçerlidir. Sistemin en ufak bir güvensizliğinde veya zarar görmesinde kurulan ekonomik dengeler zarar görmektedir. Bunun ölüm kalım savaşı olarak görüldüğü periyot ise Soğuk Savaşın ilk yıllarıydı. Bu savaşın kazananı sonunda kapitalist blok oldu ve eski komünist devletler kapitalist sisteme geçtiler.

G Grupları ve Sistemin Korunması:

Soğuk Savaş sonrasındaki süreçte ise sistemin sağlıklı işlemesi adına ideolojik düşmanından kurtulmuş olan ABD gerek BM gerek NATO gibi uluslararası örgütleri serbest piyasa sistemin en sağlıklı bir şekilde işleyebilmesini sağlamak amacıyla gerektiğinde devreye sokmaktadır. Orta Doğu’da petrol İran tehlike mi oldu? Yıllardır terörist olarak tanından Irak devreye girer 1980 ile 1988 arasında Irak meşru bir kuvvet olarak İran ile savaşır. Daha sonra Irak, İran savaşında girdiği zararı telafi etmek için Kuveyt’e girer ve petrol ticaretinin güvenliğini sağlamak için ABD Irak’a müdahale eder. Daha sonra ise dayanaksız iddialarla Irak’a giren ABD pandoranın kutusunu açmıştır. Bir yandan Arap Baharı bir yandan da Irak ve Afganistan’ın işgali ile ABD’nin serbest piyasanın güvenliği sağlamak amacıyla uygulamaya koyduğu Medeniyetler Çatışması tezi üzerine kurduğu dış politika sağlıklı bir şekilde işlemektedir.

Bu bir ülke veya grup meselesi değildir. Bu mesele sermaye meseledir. Bu mesele sistem meselesidir. Ve bu sistemi kim tam olarak iyi işletebilirse o bu sistem içerisindeki en güçlü olur. Doğu’yu ve Batı’yı; ABD ile Rusya’yı ya da ABD ile Çin’i coğrafik veya ideolojik olarak karşıt konumlara yerleştirmek soğuk savaş sonrası dönem için uygun olmaz. Çin bugün karma bir ekonomik model uygular; devlet müdahalesi ile kapitalist bir ekonomik modeli yürütür. Özellikle 1970’lerin ortasından itibaren bu uygulamaya geçen Çim 1 milyarı aşan nüfusu ile dünyanın en büyük ekonomilerinden biridir. Fakat sistemi uygulamayı reddeden hatta köhneleşmiş yapı içerisinde bürokratik bir oligarşinin elinde yitip giden Sovyetler Birliği ise dağılmaya mahkûm olmuştur. Bu kapitalist sistemin muhteşem yapısından değil tam tersine acımasız yapısından kaynaklanmaktadır.

Dünya bugün bölgesel anlamda birleşmelere, ekonomik iş birliklerine ve yardımlaşmalara gitmektedir. Her kıtanın bölgesel gücü bu gruplar idare etmektedir ve patronu oynamaktadır. Bu durum ise gelişmemiş ülkelerin ticari faaliyetlerde daha çok pay almasını sağlamaktadır. Batı ile Doğu arasında bir ekonomik rekabet olduğu doğrudur fakat bir devletin ekonomik büyüklüğünü yansıta sermayenin kimin elinde olduğu konuşulması gerekendir.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın