Makaleler

Nükleer Güç: Kullanım Alanları ve Devletler İçin Önemi

Nükleer Teknoloji Tarihi

1789 yılında uranyum elementinin bulunması ve Einstein’ın atomun parçalanabileceğini formülize etmesi ile birlikte 1930’lı yıllarda nükleer enerji çalışmaları başlamış oldu. Fakat bu alandaki ilk çalışma ve deney alanı askeri sanayi oldu. Hemen İkinci Dünya Savaşı’nın öncesinde başlayan çalışmalar neticesinin İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Japonya’da gösterdi. Uğratacağı yıkım ve sonuçlar açısından büyük bir caydırıcılığa sahip olan devletler soğuk savaş boyunca nükleer silahları ellerinde bir koz olarak kullanmışlardır. SSCB’nin dağılışından sonra da çok kutuplu dünyada nükleer enerji çok yönlü olarak konumunu korumaktadır.

1973 Petrol Krizi nükleer gücün enerji üretmek için kullanılmaya başlanmasının dönüm noktası oldu. Arap-İsrail Savaşları’nın bir neticesi olarak Arap devletleri ABD’ye ve Batı’ya tepki göstermek için petrol fiyatlarını yükseltti. Bu durum petrole ve fosil kaynaklara sahip olmayan gelişmiş devletleri nükleer enerjiyi kullanmaya yöneltti ve 1970’li yıllardan itibaren reaktörler inşa edilmeye başlandı.

Çernobil Faciası, 26 Nisan 1986 tarihinde Sovyetler Birliği’ne bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali’nin 4 numaralı reaktöründe gerçekleşen nükleer kazadır.

Nükleer Teknolojinin Yaygınlaşması

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ve SSCB başta olmak üzere birçok ülke her yönlü nükleer teknolojiden istifade etmektedir. Nükleer silahlanmayı önlemek adına birçok anlaşma yapılmıştır fakat pratikte bu anlaşmaların hiçbirinin uygulandığı görülmemiştir. Ülkeler kendi egemenlik haklarını kullanarak kendi ulus devlet sınırları içerisinde bütün dünyanın geleceğini ilgilendiren, insanların sağlığını riske atabilecek ve tüm dünyaya zarar verebilecek adımları maalesef atabilmektedirler.

1968 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması imzalanmıştır ve 1995 yılında antlaşmanın süresi süresiz olarak uzatılmıştır. 2017’de ise Nükleeer silahların yasaklanması antlaşması imzalanmış ve kabul edilmiştir fakat henüz yürürlüğe girmemiştir. Ayrıca bu anlaşmaya ABD, Rusya ve Çin, İngiltere ve Fransa henüz dahil olmamıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin de 5’inin dahil olmadığı bir anlaşma ne kadar umut verici olabilir ki?

Dünyada 7 bin nükleer başlığa sahip Rusya’yı 6 bin 800 başlıkla ABD takip ediyor. Ayrıca, Fransa’nın 300, Çin’in 270, İngiltere’nin 215, Pakistan’ın 140, Hindistan’ın 130, İsrail’in 80, Kuzey Kore’nin 60 savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor (Savunma Sanayii Dergilik). Tüm başlıkların yüzde 90’ı ABD ve Rusya’nın elindedir. Bunun yanında Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Türkiye gibi ülkeler NATO’nun nükleer paylaşım ülkeleridir ve bu ülkelerde de bulunan başlıkların sayısı bilinmemekle beraber bulunmaktadır.

Kullanım Alanları

Askeri Alan:

Nükleer teknoloji askeri alanda 2 farklı şekilde kullanılır. Bunlardan birincisi silahlanmadır. Yıkıcılığı çok yüksek ve yıllarca giderilmesi zor bir kalıcı hasar bırakan silahlardır. Tesiri gelecek nesilleri doğrudan etkiler ve insanın gen yapısında mutasyona sebep olur. Nagazaki ve Hiroşima’da ABD bu silahı kullanmıştır ve büyük felakete sebep olmuştur. Diğer bir alan ise nükleer enerji ile çalışan askeri araçlardır. Özellikle gemilerde ve denizaltılarda reaktör mantığı ile araç motorları çalışır ve yıllarca enerji takviyesi olmadan çalışmalarına devam ederler. Bu kullanım alanı da 1950’li yıllara kadar dayanır.

Dünyada 7 bin nükleer başlığa sahip Rusya’yı 6 bin 800 başlıkla ABD takip ediyor. Ayrıca, Fransa’nın 300, Çin’in 270, İngiltere’nin 215, Pakistan’ın 140, Hindistan’ın 130, İsrail’in 80, Kuzey Kore’nin 60 nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor (Savunma Sanayii Dergilik).

Elektrik Üretimi:

Dünya elektrik üretiminin yüzde 11’i nükleer enerjiden karşılanıyor. Normal bir termik santralin çalışma prensibine çok yakın olan bu tarz santraller elektrik üretimi aşamasında temiz, uzun vadeli ve verimli enerji kaynaklarıdır. Fakat radyoaktif atıkların depolanması ve kontrolsüz bırakılması gibi sorunlar çevre ve yaşam için çok büyük tehditlere sebep olmaktadır.

Dünya elektrik üretiminin yüzde 11’i nükleer enerjiden karşılanıyor. Normal bir termik santralin çalışma prensibine çok yakın olan nükleer santraller elektrik üretimi aşamasında temiz, uzun vadeli ve verimli enerji kaynaklarıdır.

Bilimsel Araştırmalar:

Bu teknoloji uzay araçlarında da sıkça kullanılan bir teknolojidir. Enerji üretmek ve güneş sisteminin dışarısında bilgisayarların çalışmasını sağlayabilmek konusunda çok yardımcı olmuştur. Bunun yanında sanayide kullanılan herhangi bir makinenin işlevinin arttırılmasında, kalitesinin yükseltilmesinde aktif rol oynamaktadır. Bu teknoloji gıdaların ömürlerinin uzatılması ve zararlı bakterilerden arındırılıp raf ömürlerinin uzatılmasına yardımcı olmaktadır. Tıp alanındaki katkıları ile de hastalıkların erken teşhisi ve zor hastalıkların tedavisinin kolaylaştırılması gibi konularda bu teknolojiden oldukça istifade edilmektedir.

Nükleer Teknolojinin Avantajları ve Dezavantajları

Dezavantajları:

1- Nükleer teknoloji yıkıcı etkisi çok büyük ve geri dönüşü olmayan genetik ve çevresel zararlar veren silahların yapılmasına imkân tanımaktadır.

2- Reaktörlerden çıkan radyoaktif atıkların tehlikesi binlerce yıl sürmektedir ve dünyaya zarar vermektedir. Ayrıca geçmişte de çok kez tecrübe ettiğimiz gibi bu enerji santrallerinde gerçekleşebilecek herhangi bir kontrolsüzlük veya dışarıdan saldırı çok büyük felaketlere sebep olmuştur. Yerel bir tehditten öte bölgesel hatta küresel boyutlara ulaşan bu zarar çevresel, genetik ve iklim değişikliklerine sebep olmaktadır. Ayrıca bu santraller dar bölgede büyük enerji üretmektedir. Bu santrallerde meydana gelebilecek bir arıza veya toplu saldırı sonucunda ortaya çıkacak sorunlar ülkenin 10 yıllarca elektriksiz kalmasına sebep olabilir.

Reaktörlerden çıkan radyoaktif atıkların tehlikesi binlerce yıl sürmektedir ve dünyaya zarar vermektedir. Ayrıca geçmişte de çok kez tecrübe ettiğimiz gibi bu enerji santrallerinde gerçekleşebilecek herhangi bir kontrolsüzlük veya dışarıdan saldırı çok büyük felaketlere sebep olmuştur.

Avantajları:

1- Tıp, tarım, gıda, bilim ve sanayi alanında büyük gelişmelere yardımcı olmuştur ve kolaylık sağlamıştır.

2- Nükleer enerji kullanımı esnasındaki radyoaktif atıkların tehlikeleri minimuma indirilebildiği takdirde temiz ve uzun erimli enerji üretimi gerçekleştirilebilir ve CO2 emisyonunun düşmesine yardımcı olur. Nükleer enerjinin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş aşamasındaki yardımcı ve kolaylaştırıcı bir güç olarak gerekli olduğunu savunanlar da vardır.

Sonuç

Her konuda olduğu gibi nükleer teknoloji de doğru yönlü kullanıldığında tüm insanlığın ve dünyanın geleceğinin yararına kullanılabilecek; kötüye kullanıldığında da yıkıma ve kalıcı hasarlara sebep olacak bir konudur. Bunun doğruya ya da kötüye kullanılması da bu gücü ellerinde bulunduran devletlerin tasarrufundadır. Uluslararası arenada devletler ellerinde her zaman bir tehdit unsuru bulundurmayı tercih ederler bunu severler. Soğuk savaş refleksleri, soğuk savaş dinamiklerinin ortadan kalkmasına rağmen hala geçerliliğini korumaktadır. Sayısı 2017’den beri azalış gösterse de devletler bu kozlarından kolay kolay vazgeçmeyeceklerdir. Nükleer teknolojiye, silah ve radyoaktif atıklar demek değildir sadece. Bu alanların dışında da bu teknolojiden gayet iyi derecelerde yararlanabiliriz.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın