Makaleler

Asya 20. Yüzyıl Genel Değerlendirmesi

Asya Tarihi

Tarih boyunda Asya Kıtası her zaman başlangıçların ve ilklerin memleketi olmuştur. Semavi dinlerin doğuşu buradadır; Budizm ve Hinduizm birer Asya dinidir. Dillerin ataları da buradadır. Hem Afrika’ya hem de Avrupa’ya kara bağlantısı vardır. Dünyanın en büyük medeniyetleri olan Çin, Arap, Türk ve Hint medeniyetleri bu topraklarda kurulmuştur. Ve ayrıca şu ana kadar keşfedilmiş en eski yapı Göbekli Tepe de Türkiye’dedir. İlk yerleşim yerleri, ilk yazı, ilk yazılı kanunlar ve daha birçok ilke b topraklarda imza atılmıştır. Asya tek bir gücün hiçbir zaman kontrol edemediği bir coğrafya olmuştur. Hiçbir devletin veya medeniyetin kudreti bu kıtaya tamamen hakim olmaya yetmemiştir.

Asya 20. Yüzyıl

Bolşevik Devrimi ve Asya Kıtasının Şekillenmesi:

Tarih böyleyken Asya kıtası devletleri 20. yüzyıl başlarından itibaren güçsüz ve küresel değerlerden kopuk bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bolşevik Devrimi sebebi ile Asya kıtasında 20. yüzyılda adından çokça söz ettirecek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin başlangıç adımı atılmıştır. Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetler de bu yapının içerisine Rus dayatmasıyla dahil olmuşlardır. Böylelikle 1990 yılına kadar Asya Kıtası’nın bir bölümü gerek bölgesel gerek küresel ölçekte tek bir devlet halinde hareket edebilme olanağını elde etmişlerdir. Bu Asya’nın stabil kalmasını ve bölgede bir küresel gücün var olmasını sağlamıştır. Bugün Türki Cumhuriyetler bağımsızdır fakat geleneksel ve stratejik olarak Rusya ile ortaklık söz konusudur. Kaldı ki SSCB’den dağılan Türki Cumhuriyetler’in bir kısmı Bağımsız Devletler Topluluğu aracılığıyla Rusya Ortaklığı içerisindelerdir. Rusya ise BM GK daimi üyesidir.

Hindistan

Diğer yandan Hindistan İkinci Dünya Savaşı’na kadar İngiliz himayesinde kalmış ve 150 yıldır sürdürdükleri bağımsızlık mücadeleleri ancak 1947 yılında sonuç vermiştir. Fakat Hindistan toprakları ikiye bölünmüştür ve ortaya bildiğimiz Hindistan’ın yanında Pakistan Devleti doğmuştur. Asya’nın büyük problemlerinden biri olan da Hindistan-Pakistan çatışmaları ve sürtüşmeleridir. Kuruldukları günden beri aralıksız olarak sürtüşme halinde olan bu devletlerin en büyük problemleri Keşmir bölgesidir. Hindistan bütün bunların yanında nüfusu ve ekonomisi ile büyük bir bölgesel güç olmanın yanında ekonomisi ile dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasındadır.

Japonya

Japonya ise 19. yüzyılın sonlarında ele aldığı bölgesel hegemon güç ünvanını İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kaybetmiştir. Avrupa’da ne yaşansa Asya’da Japonya’da yansımasını görürdük. Asya’daki sürtüşmelerin ve işgallerin bir numaralı sorumlusu olan Japonya Asya’nın en büyük sömürge gücüydü. Bunun yanında Çin, Kore ve Rusya ile girdikleri savaşlar neticesinde varlığını ispatlamış fakat çok büyük yıkımlara sebep olmuştur. Bir yandan Kore’yi Çin hakimiyetinden kurtarıp 20 yıl sonra kendisi işgal edebilecek kadar da kabına sığmayan ve durdurulamayan bir güce dönüşmüştür. İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin attığı nükleer bombalar Japonya’nın belini bükmüştür ve 60 yıldır sürdürdüğü militarist politikaların sonunu getirmiştir. ABD Japonya’ya yeni bir anayasa dayatmıştır ve kendi anayasalarının 9. maddesine göre ise Japonya savaş ilanında bulunamaz ve saldırı amaçlı ordu kuramaz.

Bugün Japonya ise dünyanın en büyük 4. ekonomisine sahip bir küresel güçtür, teknoloji ve otomotiv devidir. Her ne kadar radikal militarizmin bedeli ağır olsa da Japonya her yıl 50 milyar dolara yakın askeri harcamalar yapmaktadır.

Çin

Çin dünyanın en büyük ekonomik gücü olarak bugün dünya ticaretinde ABD’den sonraki en önemli ve kritik ülke konumundadır. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan Çin’de çok büyük bir ucuz iş gücü vardır. Çin ekonomisinin bu kadar büyüyebilmesinin yegane sebebi Deng Şiaoping’in Çin ekonomi politikasında yaptığı devrimlerdir. 1970’lerin sonu ile birlikte Çin piyasa odaklı karma ekonomiye geçişini sağlamıştır. Bugün Çin devlet kapitalizminin en büyük örneğidir. 1945 öncesinde Japonya ile girdiği rekabette ABD sayesinde Japonya’dan kurtulmuştur. Soğuk Savaş döneminde ise Sovyetler Birliği ile fikir ayrılığına düşmüştür ve kendi iç meseleleri ile uğraşmak zorunda kalmıştır.

Yeni İpek Yolu Projesi ile Çin hem Asya’da hem Avrupa’da hem de Afrika’da büyük bir ulaşım ve ticaret yolu kurmuş bulunmaktadır. Çin bunu yaparken Asya Altyapı Yatırım Bankası ile çoğu ülkede yapılacak projeler için destek kredileri vermektedir ve böylelikle ekonomik alanda diğer ülkeler üzerinde hakimiyet sağlamayı başarmaktadır. Çin’de üretilen çoğu ürünün düşük maliyetli olması insanların diğer ülkelerden alışveriş yapmalarına çok olanak tanımıyor. Ve artık Çin mallarının kötü mal olduğu algısı da yavaş yavaş yıkılmaktadır. Çin ürettiği kaliteli ama ucuz ürünlerde dünyada kendine iyi bir yer edinmiştir bile.

Yeni İpek Yolu Projesi – One Belt One Road

Kaplan Ülkeler

Asya’nın Kaplan Ülkelerini hepimiz biliyoruz. Hong Kong, Güney Kore, Singapur ve Tayvan. Bu ülkeler üzerinde özellikle durulmasının sebebi dünyadaki 1980 yılı değişiminin en önemli sonuçlarından biri olmalarıdır. ABD ve İngiltere odağında gerçekleşen neo-liberal politikalara geçişten tüm dünya nasibini almıştır. ABD’nin yıllardır dış politikasının bel kemiğini oluşturan ABD değerlerini yayma politikası hız kesmeden uygulanmaya devam etmekteydi. Çin ve SSCB’nin hakim olduğu Asya’da komünizmin başucunda liberal ekonomik modelle yüzde yüz uyum içinde çalışan devletlerin var olması ABD’nin en önemli başarılarındandır. Serbest piyasanın hız kesmeden işlediği bu ülkelerde ABD sermayesi ön plandadır. Bu ülkelere baktığımızda özellikle Güney Kore, Singapur ve Hong Kong gerek refah seviyesi gerek de ekonomik büyüme ve güç açısından Asya’nın önemli değerleridir.

Soğuk Savaş

Bu ekonomik değişim ve ilerleme politikalarının öncesinde ABD SSCB’ye karşı Kore’de ve Vietnam’da vekalet savaşları vermiştir. Bu savaşların en önemli sebebi ABD’nin Güney Doğu Asya’da komünizmin yayılmasına engellemek istemesidir. Diğer bir açıdan da yerli halkın kurduğu komünist örgütlenmeler SSCB desteği ile komünist hükümetler kurmak istemişlerdir ve ABD buna engel olmak amacıyla bölgeye asker çıkarmıştır. Hem Kore hem de Vietnam 20. yüzyılın kanayan iki büyük yarasıdır. 20. yüzyıl Asya’sı kapitalizm ile komünizm arasındaki çekişmenin en büyük oyun sahalarından biri olmuştur. Bir yandan çok durağan gözüken Asya diğer yandan dünyanın tüm küresel güçlerinin sessizce fırsat kolladığı bir coğrafyadır.

Bugün

Asya Kıtası dünyanın en büyük kıtası ve üzerinde en fazla insanın yaşadığı coğrafyadır. 44 milyon kilometrekarelik bir alanda 4.4 milyar insan yaşamaktadır. 47 ülkeye ev sahipliği yapan kıta gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleri kapsamaktadır.  Birçok devlete sahip olsalar da Orta Asya’da Türkler; Uzak Doğu Asya’da Çinliler ve Japonlar; Kuzey Asya’da Ruslar; Batı Asya’da Araplar ve İranlılar Güney Asya’da ise Hintliler çoğunlukta yer almaktadır. Çin ve Hindistan nüfusun 2.7 milyarından fazlasını oluşturmaktadır. Bununla beraber bölgenin en önemli güçleri ise Rusya, Çin, Hindistan ve Japonya’dır. Rusya dışındaki bu 3 ülke dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasındadır.

Petrol, doğalgaz ve kömür gibi madenlerin bolluğu sebebi ile Asya Kıtası’nın altı büyük bir enerji madenidir. Dünyanın bütün küresel şirketleri Asya Kıtası’nda pay sahibi olabilmek için yarışmaktadır. Tıpkı son günlerde Akdeniz’de bulunan doğalgaz rezervleri için yarışa giren Avrupa’lı, Çinli ve ABD’li şirketler gibi.

Asya’nın durağan yapısı günden güden değişiyor ve yavaşça artan bir hızla beraber tüm ölü toprağı üzerinden silkiyor. Sadece bölgesel veya küresel güçler de değil eğer diplomatik ve nüfus güçlerini iyi bir şekilde kullanabilirlerse Türki Cumhuriyetler de bağımsız bir dış politika izleyebilecek bir ekonomiye sahip olabilirler.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın