Makaleler

Meksika Birleşik Devletleri 20. Yüzyıl Değerlendirmesi

Meksika Tarihi

Meksika 16. Yüzyılın başlarında 1519 yılında İspanya tarafından işgal edildi ve 300 yıl boyunca 1810 yılına kadar İspanya hakimiyetinde kaldı. 1810 yılında İspanyollardan bağımsızlığını ilan eden Meksika 1846 yılında Amerika Birleşik Devletleri ile savaşmıştır ve topraklarının yarısını ABD ele geçirmiştir. Hemen ardından Fransa’nın Meksika’yı işgali işe başlayan siyasal ve toplumsal karışıklık 1884 yılına kadar yani Porfirio Díaz’ın iktidarı ele geçirinceye kadar devam etti. Birçok alanda reformlar yaptı ve ve süren karışıklıklara son verdi. Bir askeri diktatörlük olan Porfirio Díaz iktidarının yaptığı reformlar halk refahını yükseltmemiş ve belirli zümrenin çıkarlarına yaramıştır.

Meksika Devrimi ve Anayasa:

Sosyal ve ekonomik eşitsizlikler 1910 yılında başlayacak olan Devrimin temel sebepleridir. Devrimciler Francisco Madero’yu iktidara taşımak istiyorlardı. 1911 yılında bu gerçekleşti. Meksika Devrimi’ni yürütenler arasında fikir ayrılıkları baş göstermeye başlamıştır. Bu fikir ayrılıkların en temelinde ise toprağın köylüye dağıtılıp dağıtılmayacağı vardır. Emiliano Zapata dağıtılmasını savunuyordu fakat Madero ve sonradan gelen Carranza dağıtılmaması gerektiğini savunuyordu. 1919 yılında ise Carranza Zapata’yı öldürtmüştür ve Meksika Devrimi Carranza’nın Anayasalcı Hareket Ordusu’nun zaferi ile sonuçlanmıştır. Devrim süresince 2 milyondan fazla insan yaşamını kaybetmiştir. Bu süreç içerisinde ABD, Meksika’yı 1914 yılında işgal etmiştir fakat devrimin gerçekleşmesini engelleyememiştir.

Emiliano Zapata Salazar

Meksika Birleşik Devletleri ve ABD İlişkileri

Dünya Savaşlarında Meksika:

Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanya Meksika’yı ABD’ye karşı savaşa girmeye ikna etmeye çalışmıştır. Gönderilen mektup İngiltere tarafından deşifre edilmişti ve dönemin ABD Başkanı Wilson’a iletilmişti. Bunun üzerine ABD Almanya’ya savaş açtı ve Almanya’nın Meksika üzerinde gerçekleştirmeye çalıştığı planları suya düşmüş oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında da tarafsız kalan Meksika ABD tarafında 1942 yılında savaşa girmiştir ve Pasifik’te savaşmıştır. Bunun üzerine tüm Latin ülkelerine mihver devletleri ile tüm ilişkilerini kesmeleri yönünde çağrıda bulunmuştur. İkinci Dünya Savaşı Meksika için talihli bir çizgide ilerlemiştir. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ABD ve Meksika ilk kez aynı tarafta yer almış ve ortak bir düşmana karşı savaşmıştır. Bunun karşılığında da Meksika’da ekonomik anlamda bir kalkınma görülmüştür.

Soğuk Savaş Dönemi:

Soğuk Savaş döneminde ABD’nin en çok önem verdiği ülkelerden biri de Meksika olmuştur. Sınır devletleri olmaları ve geçmişteki Amerika-Meksika savaşları sebebi ile gergin bir siyasal geçmişe sahip olan bu iki ülke İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ilişkilerini biraz daha geliştirmiştir. 1929 yılından beri Liberal Ekonomik çizgiyi destekleyen Devrimci Parti 2000 yılına kadar iktidarda kalmıştır. Bugünkü adı ile Kurumsal Devrimci Parti aynı zamanda Sosyalist Enternasyonel üyesidir. Meksika Devrimi’nin bir ürünü de diyebileceğimiz bu parti ABD ile ilişkilerini her zaman iyi tutmuştur. 1994’te ise serbest ticaret anlaşması imzalatan bu iki devlet Trump yönetimi döneminde ilişkileri 2000li yıllara göre bir adım daha gerilemiştir.

Bugün

Siyasal Yapı:

Bugün hala 1917 anayasası ile yönetilen Meksika Birleşik Devletleri 31 eyaletten ve 1 özek federal bölgeden oluşur. Başkanlık sistemi ile yönetilen ülkede 6 yılda bir seçimler yapılır. Senato ve Temsilciler Meclisi olmak üzere çift meclisli bir yasam organına sahiptirler. 128 senatör 6 yıllığına ve 500 temsilci ise 3 yıllığına seçilir. “Meksika’da 1929 yılında kurulan merkez eğilimli ve Sosyalist Enternasyonal üyesi Kurumsal Devrimci Parti (PRI) 2000 yılına kadar kesintisiz 71 yıl iktidarda kalmıştır. 2000 yılında yapılan Devlet Başkanlığı seçimlerini merkez sağ Ulusal Hareket Partisi (PAN) adayı Vincente Fox kazanmış ve PRI iktidarına son vermiştir (T.C Dışişleri Bakanlığı).

Ekonomi:

Meksika Birleşik Devletleri bugün 2 milyon kilometrekare yüzölçümüne ve 133 milyon nüfusa sahiptir. 2.2 trilyon dolar ile satın alma gücü açısından dünyada 11. ve nominal olarak da 15. büyük ekonomidir. Dünyanın 12. büyük petrol üreticisi olan bu ülke tarımsal üretimde de çok gelişmiştir. Devlet ekonomisi her ne kadar güçlü olsa da halk refahı düşüktür ve ekonomik gelişmişlik halk refahına yansımamaktadır. Geçmişten beri süregelen zengin ve fakir arasındaki ekonomik uçurum bugün de geçerliliğini korumaktadır.

Sonuç

Hem sınır komşusu olması hem de dünyadaki Amerika hegemonyasının bir sonucu olarak Meksika hem ekonomik hem de diplomatik olarak ABD eksenli olarak hareket etmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren bu yönlü bir strateji izler; hem nüfus hem de ekonomik gücü ile önemli bir bölgesel güçtür. ABD ile çok uzun yıllardır göçmen konusunda diplomatik anlaşmazlıklar yaşamıştır. Trump yönetimi ile ilişkiler önceki dönemlere göre daha gergin bir noktaya gelmiştir.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın