Makaleler

Balkan Topraklarının 20. Yüzyılda Şekillenmesi Nasıl Oldu?

Uzun Bir Ulus Devlet Mücadelesi..

Balkanlar adını bölgedeki bir sıradağdan alır. 50 milyon nüfusa sahip bu bölgenin tamamı Avrupa Kıtası’nın bir parçasıdır. Bugün çok farklı devletlerin ve farklı parçalara ayrılmış ulusların ev sahipliği yaptığı bir bölgedir. Yunanistan ve Bulgaristan ile Türkiye’ye, Türkiye’nin de %3’lük kısmı balkan dolayısıyla Avrupa kıtası toprağıdır, komşu olan Balkan topraklarının diğer ülkeleri Arnavutluk, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dır.

Koca Balkan Dağları

Tarih boyunca çok farklı uluslar ve imparatorluklar bölgede hakimiyet kurmuşlardır. Bunların en başında Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları; Hunlar, Slavlar ve Türkler vardır. Avrupa’da yayılan fikir akımları ve uluslaşma fikirleri çoğu çok uzun zaman Osmanlı İmparatorluğu çatısı altında olan Balkan uluslarını da etkiledi ve bağımsızlık mücadeleleri başlamış oldu.

Bunun yanında Rus İmparatorluğu özellikle 1700’lerin ortasından itibaren Osmanlı Devleti ile hem boğazlar hem Kafkasya bölgesi hem de Balkanlarda yaşayan Slavlar sebebinden ötürü defalarca savaşmış, anlaşmalar yapmış ve bu bölgelerde hakimiyet kurmak istemiştir. SSCB döneminde bile bu 3 hususa çok önem veren Ruslar Türkiye Cumhuriyeti’ni diplomatik ve askeri yollarla tehdit etmiş; Balkanlarda ise komünizmin yayılması ve bölgeleri elinde tutmak için mücadele etmiştir.

Karlafço Antlaşması Sonrası Balkanlar

Sonuç olarak Balkanlar 20. Yüzyıl’ın başlarına kadar kendi ulus devletlerini tamamen kuramamış bölünmüş uluslardan oluşan; Avrupa ile Asya arasında çok büyük bir köprü vazifesi gören ve etrafı denizlerle çevrili bir bölgedir.

Şimdi ise Balkan topraklarının 20. Yüzyıl’daki durumuna bir göz atalım.

1. Dünya Savaşı’ndan önce Balkan Toprakları:

1699 yılı Karlofça Antlaşmasına gitmek gerek. Sırbistan Karlofça’da imzalanan bu antlaşmada Osmanlı ilk büyük toprak kaybını yaşıyor ve bu toprakların içerisinde Macaristan da vardı. Bu orta Avrupa’da yani balkanların kıyısında toprak kaybı anlamına geliyor.

Ardından 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve 1789 Fransız İhtilali ile Avrupa’da imparatorluk çatısı altında yaşayan uluslarda hareketlenmeler başlamıştır. Bu fikir akımları Fransa’nın üstün askeri gayreti, haberleşme & ulaşım teknolojilerinin gelişimi ve büyük aydınlanma hareketi ile Balkanlara ulaşmaya başladı. Bunun yanında ekonomik istikrarsızlıklar, vergilerde artış ve toprakları elde tutmak adına yapılan baskı sonucu ilk adım olarak, ilk İsyan 1804’te Sırplar tarafından başlatıldı.

1804 Sırp İsyanı’nın en temelinde katı bir ulusçuluk anlayışı vardır. Bu durum farklı imparatorlukların hakimiyetinde yıllarca yaşamış Sırpların Fransız İhtilali’nin de büyük katkısıyla böyle bir isyanı başlatacak olmaları kaçınılmazdı. Her değerlendirme esnasında ulusçuluk hareketleriyle aydınlanma hareketlerini birlikte analiz etmeliyiz. Bunun en önemli sebebi zaman çizgisindeki paralelliktir. Diğer sebep ise aydınlanma hareketinin en önemli düşmanı mutlakiyetçi rejimlerdir; ve mutlakiyetçi rejimlerin en büyük düşmanı ise ulusçu hareketlerdir.

Diğer bir önemli konu ise din ve dil faktörüdür. Balkanların Slav kökenli ortak dile ve Ortodoks Hristiyan inancına sahip olmaları Balkan milliyetçiliğini koruyan ve ilerleten etkenler olmuştur.

İkinci bir gelişme olarak, başlayan bu isyan sonunda Osmanlı İmparatorluğu Sırplara Bükreş Antlaşması ile özel haklar vermiştir.

Üçüncü adım olarak ise 1830’da Yunan İsyanı olmuştur. Bu duruma giden yolda İngiltere’nin ve Rusya’nın özerk bir Yunanistan kurulması konusunda anlaşmasının da çok etkisi vardır. 1829’da ise Yunanistan’ın özerkliği tanınmıştır. 1830 İsyanı ve Londra Protokölü ile birlikte de Yunanistan bağımsız bir devlet olmuştu.

Dördüncü adım olarak, Kırım savaşı sonunda 1856’da Paris Antlaşması ile Sırbistan’ın statüsü korunması kararı alındı ve Osmanlı’nın balkan hakimiyeti bir nebze daha azaldı. İngiltere bir yandan Osmanlı’yı Rusya’ya karşı ayakta tutmak istiyordu bir yandan da Balkanlarda kendi güdümünde ve desteğinde bağımsız devletler kurmak istiyordu.

Beşinci adım olarak, 93 harbi diye bilinen savaşla Osmanlı’nın çok büyük bir yenilgi alması Osmanlı’nın balkanlardaki tüm gücünü kırmıştı. 93 harbinin devamında Ayestefanos Antlaşması imzalanmıştı ve 1878 Berlin Konferansından sonra ise Karadağ, Romanya ve Sırbistan bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Daha sonrasında ise Bulgaristan Prensliği kurulmuştu. Bulgaristan artık özerk statüde bir devletti. Romanya ise Eflak ve Boğdan’ın bağımsızlığını kazanması ile kurulmuş oldu.

1885 yılında Bulgaristan Prensliği Rumeli’yi Osmanlı Devleti’nden savaşla almıştır. Toprakları genişleyen Bulgaristan, 1908 yılında krallığını ve Osmanlı’dan bağımsızlığını ilan etmiştir.

Altıncı adım olarak, Balkan savaşları ile birlikte Osmanlı balkanlardaki topraklarını neredeyse tamamen kaybediyor. Birinci ve İkinci Balkan Savaşları diye ayrılan bu savaşların arasında 1 aylık bir zaman dilimi vardır. Birinci Balkan Savaşı Ekim 1912’de başlar.  Kasım 1912’de ise Arnavutluk Bağımsızlığını ilan ederOsmanlı Devleti Balkan Birliği’ne karşı savaşmıştır. Balkan Birliği ülkeleri ise geçmişte bağımsızlıklarını kazanan Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan ve Yunanistan’dır. Savaş sonunda Londra Konferansı ile birlikte Osmanlı’nın ele geçirilen toprakları pay edilmiştir. Bu payda Bulgaristan Krallığı en çok payı alan devlet olmuştur.

İkinci Balkan Savaşı ise Bulgaristan’ın Birinci Balkan Savaşı sonunda çok fazla toprağı ele geçirmesinden, toprak paylaşımındaki adaletsizlikten ve eşitsizlikten dolayı Balkan devletleri arasında çıkan bir savaştır. Bulgaristan Krallığı’na karşı Karadağ, Osmanlı, Romanya, Sırbistan ve Yunanistan savaşmıştır. Savaş Bulgaristan’ın yenilmesiyle sonuçlanmıştır. Bükreş Antlaşması ile bu devletler arasında detaylara takılmamamız gereken toprak değişimleri oluyor.

1913 Balkan Haritası

Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki durumu genel bir bakışla analiz ettiğimiz zaman 100 sene içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’ndan Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ kopmuş ve bağımsızlıklarını kazanmış oluyorlar.

Birinci Dünya Savaşı Balkanlarda Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasında başlamıştır. Balkan devletleri hakimiyet alanlarını büyütmek ve daha da önemlisi sahip olduğu alanları korumak için savaş katılmışlardır. Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu Avusturya’nın yanında; Yunanistan, Romanya ise Sırbistan’ın yanında yer almıştır. Savaş sonunda Avusturya-Macaristan dağılmış ve Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya kurulmuştur; Rusya’dan ise Letonya, Estonya ve Litvanya kopmuştur. Almanya’dan ise Polonya kopmuştur. Toprak değişimi açısından Balkan Topraklarında büyük değişimler olmamıştır fakat Yugoslavya Krallığı bugünkü Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya topraklarını kapsayacak şekilde kurulmuştu. Daha sonra adı Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti olarak değişmiştir ve 1992 yılına kadar yaşamına devam etmiştir. Yunanistan İngiltere’nin ve Fransa’nın katkılarıyla Ege’de iyi ölçüde hakimiyet sağlamıştır.

Birinci Dünya Savaşı esnasından Rusya’da Bolşevik Devrimi yaşandı. Bu durum başta balkanları olmak üzere tüm dünyayı etkilemiştir.  Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Balkanlarda komünist yönetimler kurulmaya başlanmıştı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan Sonra:

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti: (Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya) İkinci Dünya Savaşı zamanında Josip Broz Tito önderliğinde sosyalist bir cumhuriyet olarak kurulmuştur. Yugoslavya dağıldıktan sonra Sırbistan ve Karadağ Yugoslavya Federal Cumhuriyeti olarak yaşamına devam etmiştir.

1960 Yılı Balkanlar ve Avrupa Haritası, Görüldüğü gibi Türkiye dışında 5 devlet vardır: Yugoslavya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Arnavutluk
Yugoslavya dağıldıktan sonra Balkanlar. Renklendirilmiş ülkeler Yugoslavya’nın dağılışından sonra ortaya çıkan ülkeleri gösteriyor.

Hırvatistan, Kuzey Makedonya ve Slovenya ayrı birer devlet olarak yaşamına devam etmiştir.

Bosna Herkes 1993 yılında Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nden Sırbistan’a ait olan topraklardan ayrılmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir.

Karadağ ise 2006 yılında Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nden ayrılmıştır. Ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti dağılmıştır.

Sırbistan ve Karadağ ayrı iki devlet olarak yaşamlarına devam etmektedirler.

Kosova ise 2008 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan etmiştir. Kosova’nın uluslararası arenada tanınırlığı kuvvetli değildir.

Bulgaristan’da komünist bir idare kurulmuştur. SSCB dağıldıktan sonra ise Bulgaristan demokrasiye geçiş yapmıştır.

Arnavutluk 1912’den beri, İkinci Dünya Savaşı’nda İtalya tarafından işgal edilmiş olsa da, bağımsız bir devlet olarak yaşamına devam etmiştir. 1985’e kadar komünist rejimle yönetilmiştir.

Romanya ise, savaşa Almanya’nın ve İtalya’nın yanında katılmıştı, 1944 yılında SSCB tarafından işgal edilmiştir ve Romanya Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. Komünist bir idare ile yönetilen Romanya 1989 yılında demokrasiye geçiş yapmıştır.

Yunanistan ise büyün bu cenderenin içerisinde Türkiye ile beraber Batı bloku ekseninde demokrasi ile yönetilen bağımsız bir devlet olarak hayatına devam etmiştir.

Kaynak Balkan Tarihine Genel Bir Bakış, 2008, Sayfa 46, Tayfun NASUHBEYOĞLU

Bugün ise Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, (sınırlı tanınmakta) Kuzey Makedonya, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Türkiye (Doğu Trakya) ve Yunanistan olarak balkanları oluşturan ülkelerdir. Her biri bağımsız birer ulus devlettir. Belli bir dönem farklı imparatorlukların, cumhuriyetlerin ve devletlerin güdümünde yaşayan bu halklar bugün kendi devletlerinin kurmuş olarak yaşamlarında devam etmektedirler.

2020 Balkanlar Haritası

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın