Makaleler

İspanya ve Portekiz’de Diktatörlükler Nasıl Kuruldu? Ne Zaman Yıkıldı?

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Avrupa Diktatörlükleri..

Genel Değerlendirme:

Avrupa’da faşizm dalgasının yükselişiyle birlikte İtalya başta olmak üzere Almanya, İspanya ve Portekiz de bu dalgaya katılmıştır. İtalya’nın ve Almanya’nın faşist soluğu İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kesilmiştir fakat İspanya ve Portekiz ize 1975’e kadar diktatörlüklerini devam ettirmişlerdir.

António de Oliveira Salazar & Francisco Franco y Bahamonde

İspanya’yı ve Portekiz’i faşist iktidar kategorisinde değerlendirmek yanlış değil fakat İtalyan ve Alman faşizminin yanında bu diktatörlüklere faşist diktatörlük demek çok doğru kalmıyor. Ama başlangıcı, özü ve bazı yöntemleri açısından tutarlı bir saptama olduğu açıktır. Bu değerlendirmeye sebep olan en büyük etken İspanya’nın ve Portekiz’in diktatörlüklerinin temelinde ırka dayalı bir mücadele ve kriter yoktur; fakat yönetim biçimi ve ekonomik anlayışları çerçevesinden değerlendirirsek İtalyan faşizmine yakın olduğu gerçeğine varabiliriz.

İspanya’da Diktatörlüğün Doğuşu ve Yükselişi: 1939- 1975

Franco Diktatörlüğü

İspanya İç Savaşı İspanya’da diktatörlüğün kurulmasına giden yoldur. Bu iç savaş cumhuriyetçiler ile milliyetçiler arasında çıkmıştır. Cumhuriyetçiler daha çok demokrat yönleriyle ön plana çıkarken milliyetçiler ise militarist ve otokratik yönleriyle ön plana çıkarlar. Milliyetçilerin lideri ise General Francisco Franco’dur. İspanya İç savaşı bir rejim savaşıdır. Temelinde ırk ayrımı yoktur.

İspanya 19. yüzyılın son çeyreğinde 1. İspanya Cumhuriyeti ile cumhuriyet rejimi tecrübesi yaşamıştır. 2. İspanya Cumhuriyeti ise 1931 yılında ilan edilmiştir. Cumhuriyetçiler ile sosyalistlerin koalisyonu ile bir çatı oluşturulmuş ve hareket giderek güçlenmişti. 1933 yılında sağcılar iktidarı kazanmış ce solcular protestolara başlamıştı; 1936’da da Halk Cephesi yani solcular iktidarı kazanmıştı ve sokak çatışmaları hız kazanmıştı.

1934 yılında ülkedeki komünistlere karşı mücadele vermek için kurulan küçük bir parti olan Falanj Parti iç savaş döneminde mutlakiyetçilerin ve milliyetçilerin safına katılmıştır. Diğer sağ fraksiyonlarla birleşen bu hareket İspanya’nın cumhuriyetçilere ve komünistlere karşı verilen mücadelenin ideolojisi haline gelmiştir.  Fraksiyonların bir araya gelmesinde General Francisco Franco’nun etkisi çok büyüktür, hatta bu fraksiyonların birleştiren bizzat kendisidir. Dolayısıyla Falanjizm General Francisco Franco adı ile birlikte anılır. Bu tarihten sonra ise üst çatı olarak Falanj Parti tak parti haline gelmiştir.

Sağ özelliklerin ve faşist ideolojini getirmiş olduğu militarizm, demokrasi karşıtlığı ekonomide korporatizm ve tarihini yüceltmek ve tarihle övünmek gibi kaideler burada da geçerlidir.

Savaşın Tarafları ve Destekleyenleri:

Savaş; Milliyetçiler ile Cumhuriyetçiler arasında 3 yıl boyunca sürmüştür ve Milliyetçilerin zaferi ile sonuçlanmıştır. Milliyetçileri Avrupa’nın Faşist diktatörlükleri olan İtalya, Almanya ve Portekiz desteklemiştir. Cumhuriyetçileri ise SSCB ve Uluslararası Tugaylar desteklemiştir. Uluslararası Tugaylar kısaca Komünist Enternasyonel tarafından organize edilmiş Avrupa’nın her ülkesinden komünisti içinde barındıran gönüllü gerilla ordusudur.

İç Savaş 1939 yılında Milliyetçilerin Madrid’i ele geçirmesiyle sonlanmıştır. 1975 yılına yani Franco’nun ölümüne kadar Franco Faşist Diktatörlüğü hayatına devam etmiştir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi Franco Diktatörlüğüni diğer faşist diktatörlüklerden tek ayıran ırk temeline dayanan kafatasçı bir anlayışa sahip olmamasıydı. Bunun dışında diktatörlük hayatı boyunca sosyal, ekonomik ve siyasi (olduğu kadarını bile) hayat kontrolü, demokrasinin ve oy hakkının reddi, toplumu birleştirici sembollerin ve uygulamaların teşviki gibi prensiplere sahiplik etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sürecinde ise İtalya ve Almanya’ya yani Mihver devletlerine askeri yardımlarda bulunmuştur fakat resmi olarak tarafsızlığını sürdürmüştür. Portekiz de aynı konumunu korumuştur.

1960’lara doğru ekonomik serbestleşmeler başlar, fakat siyasi alanda total kontrol devam etmesine rağmen ABD soğuk savaş dengelerinden ötürü İspanya’yı kendisine yakın tutmuştur ve İspanya iyi diplomatik ve askeri ilişkilerini güçlendirmiştir. Ekonomideki inişler ve çıkışlar daha sonrasında ise İşçi eylemlerinin başlamıştır. İspanya’nın kutup olarak durduğu Batı Blokunda parlamenter demokrasi örnekleri İspanya halkını zamanla uyarmıştır. Franco’nun 1975’de ölümü ile Juan Carlos İspanya Kralı olmuştur. 1978 yılına kadar demokrasiye geçiş çalışmaları yapılmıştır ve 1978 yılında anayasa ilan edilmiştir.

Film Önerisi: Ülke ve Özgürlük İsimli film İspanya İç Savaşı’nı anlatmaktadır. Uluslararası Tugayların fonksiyonunu ve işleyişi de gösteren film 3 senelik süreyi kabaca tasvir etmektedir.

Portekiz’de Salazar Diktatörlüğü: 1933-1974

Estado Novo, Salazar Diktatörlüğü

Portekiz’de diktatörlük Almanya’da Hitler’in seçimi kazanmasıyla aynı zamana denk gelen dönemde kurulmuştur. Diğer bir adı ise Yeni Devlet anlamında gelen Estado Novo’dur. Dünyaca ünlü Karanfil Devrimi ile Salazar Diktatörlüğü kan dökülmeden son bulmuştur. António de Oliveira Salazar 1970’de ölmesine rağmen diktatörlük 4 yıl daha devam edebilmiştir. Diğer diktatörler kadar radikal adımlar atmamış olsa da demokrasiden, fikir özgürlüğünden, ekonomik ve sosyal özgürlüklerden uzaktır.

Bu süreçte Portekiz sömürgelerinde isyanların başlaması, Portekiz’in sömürge topraklarına aşırı efor harcaması ve halk refahının düşmesi ve halk içindeki solcu grupların bütün bu gidişattan rahatsızlık duyması gibi durumlar kansız devrimin gerçekleşmesindeki önemli etkenlerdir.

Sonuç:

Avrupa ülkeleri içerisinde 1975 yılına geldiğimizde Batı Avrupa’da diktatörlüklerden eser kalmıyor. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte de Doğu Avrupa ülkeleri de demokrasiye geçince; daha sonraki süreçte AB’nin üye sayısı artınca Avrupa’da neredeyse tam bir entegrasyon yaşanıyor.

Avrupa, liberal ideolojinin bir prensibi olan demokrasiler birbirleriyle savaşmaz tezini tam anlamıyla tecrübe ediyor. Tabi Avrupa’nın bugün Avrupa olabilmesinde geçmişte çektiği eziyetler, sınıf çatışmaları, devrimler ve farklı coğrafyalarda kurdukları sömürü düzenlerinin de çok katkısı vardır.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın