Makaleler

Faşizm Nedir? Birinci Dünya Savaşı’ndan Sonra Avrupa’da Faşizm Nasıl Yükseldi?

İki Dünya Savaşı Arasında Olanlar..

Hepimizin bildiği gibi Avrupa’da ırkçı rejimler olarak bilinen en ünlü iki rejim Almanya’nın Nazi rejimi ve İtalya’nın Faşist rejimidir. Bunların yanında Portekiz’de ve İspanya’da kurulan faşist diktatörlükler de vardır fakat sonuçları, zaman dilimi ve bölgesel etkileri anlamında Almanya ve İtalya öncelikli bahsetmemiz gereken ülkelerdir.

Hepimizin yine bildiği gibi Avrupa’da faşist yönetimlerin iktidara gelişi ve Avrupa’da faşizmin yükselişi Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllara dayanır. Bu durumun en büyük sebeplerinden birincisi savaş sonunda istediğini elde edemeyen Almanya’nın boynuna ağır borçların yüklenmesi ve devamında Almanya’nın çok ağır ekonomik dönemler geçirmesi ve ikincisi İtalya’nın birlikte savaştığı İngiltere ve Fransa tarafından ihanete uğraması ve ekonomik ve politik anlamda payına düşeni hakkıyla alamaması gibi durumlardır. Bu iki ülkede faşist yönetimlerin doğmasında çok büyük ekonomik temeller yatar. Halk bu kötü refah koşullarının çözümünü radikal ve halkını aşağılık psikolojisinden kurtaracak faşist yönetimlerde bulmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki durum da bu iki ülkenin siyasi ve sosyolojik yapılarının faşizme kaymasında etkili olmuştur. Tarih boyunca derebeylikler ve prenslikler ile yönetilen fakat siyasi birliklerini ancak 19. yüzyılda tamamlayabilen aynı zamanda sömürge yarışında geç kalan ve diğer batı ülkelerine nazaran ekonomiler kötü olan iki ülke İtalya ve Almanya’dır.

İtalya’nın ve Almanya’nın eski devlet ve imparatorluk formlarına baktığımızda gördüğümüz manzara Kutsal Roma İmparatorluğu’na dayanıyor. İtalyanlar ve Almanlar ideolojik bir dayanak olarak Avrupa’nın en eski sahipleri olduğu tezini öne sürüyor ve ideolojik temellerini bunun üzerine atıyorlar.

Özellikle siyasi birliklerini geç tamamlayabilmiş olmaları İtalya ve Almanya’da etnik bağları kuvvetlendirme ihtiyacını doğurmuş ve eski imparatorluk günlerine geri dönem arzusunu tekrar alevlendirmişlerdir. Fakat tüm bu tarihi geçmişin ardından Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki ağır hezimet ve psikolojik çöküntü bu iki ulusu daha radikal ve keskin yapmaya itmiştir.

Bu yükselişin Birinci Dünya Savaşı’ndan önce izleri ve adımları olmasına rağmen ilk resmiyet kazanımı İtalya’da Benito Mussolini’nin 1922 yılında iktidara gelmesi ile olmuştur. Bundan bir yıl sonra Hitler Birahane Darbesi’nin denemiş olsa da başarısız olmuştur ve 1933 yılında seçimle iktidara gelmiştir.

Faşizm ve İtalya’sa Faşizm:

1922 yılında başbakanlığa 1924 yılında ise İktidara gelen Mussolini’nin amacı İtalya’yı Avrupa’da çok büyük bir güç haline getirmekti. Bunu yapmadaki en iyi yol ise ona göre İtalyan ulus birliğini sınırlar içerisinde sağlamaktır. Tüm halkı tek bir çatı altında örgütlemek, insanların refah seviyelerini artırarak toplum içindeki ekonomik çatışmaları azaltmak ve militarist milliyetçiliği halk karakterine yerleştirmekti.

İtalyanlar buna dünden hazırlardı çünkü dışarıdan her ne kadar kolayca özetlenen ve basit görünen bir olay olsa da Fransa ve İngiltere’nin İtalya’ya yaptığı ihanet İtalyan halkı tarafından unutulacak gibi değildi. İtalyan’ın İtalyan’dan başka dostu yoktur prensibi halk tarafından kabul görmüştü.

İtalya’daki milliyetçi yapı vatandaşlık ve fikir üzerinde kuruluydu. Bu kan bağının önemli olmadığı, vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin faşist prensipleri desteklemesi tüm halkın aynı faşist çatı altında yaşayabilmesine olanak veriyordu.

Faşist ideolojinin en büyük düşmanı komünizmdir. Çünkü Avrupa’da komünist ve sosyalist örgütlenmeler birer devrim ve iktidarı ele geçirme potansiyeli taşıyordu. Aynı zamanda komünizmin her türlü milliyetçiliğe temelden karşı durması faşist ideolojinin düşmanı olarak otomatikman komünizmi yerleştirmiştir. Bununla beraber liberalizme ve demokrasiye; kapitalizm ve özel mülkiyet açılarından karşı çıkar, korporatizmi ve devlet kontrolündeki ekonomiyi destekler.

Korporatizm, her ne kadar reddetse de bu sistem bir totaliter tekelci kapitalizmdir, ise ortak hareket ve dayanışma ile devlet kazancının her bireyin öncelikli amacı olması üzerine kurulu bir ekonomik sistemdir. Sınıfların ve özel sermayenin yaşadığı faşist sistemde sermaye faşist iktidarın dolaylı kontrolündedir. İktidar aynı zamanda, halk içindeki dayanışmayı artırmak ve sağlamlaştırmak için işçi sınıfının haklarında iyileştirme yapmaktadır.

Toplumsal bir yaşam ve bütüncül hareket refleksinin en ön planda olduğu faşizmde lider odaklı siyaset ve mücadele anlayışı vardır. Liderin her sözünün emir ve bir öğreti olarak anlaşıldığı bir sistemden bahsediyoruz. Aynı zamanda tüm bu sistemin işlemesi ülkedeki tüm yayın organlarının ve eğitim kuruluşlarının aynı perspektiften durumu değerlendirme lüksüne sahip olmadan faşizmin ülke içinde yaygınlaşmasına ve tek hakîm güç olmasına hizmet etmek durumundadır.

Bütün bu durumlar sermayesi olan veya işçi olarak çalışan her ölçekteki insanın faşist yapıya daha da bağlanması ile sonuçlanmıştır. Kaybetme korkusu ve daha fazla kazanma hevesi ile sistemin en iyi hizmetkarı olma güdüsü ile hareket eden vatandaşlar diğer yandan da bunu ideolojik olarak meşru bir temele ve ihanete uğramış ve ezilmiş bir halk psikolojisine dayandırdığı için İtalyan faşizmi hızlı yer edinmiş ve sağlam işlemiştir. Devletin politika, ekonomi ve toplumsal yapı üzerindeki total kontrolü iktidarın hareket mekanizmasını artırmış ve genişletmiştir.

Faşizm benim gözümde bir ideoloji değildir. Faşizm belirlenen amaçları en kolay ve en hızlı bir şekilde elde etmenin siyasallaştırılmış bir yoludur. Bu yol tarihin birikerek getirdiği milliyetçilik, ulusçuluk, devletçilik, militarizm gibi kavramların ve olguları, duygusal açıdan, kullanarak halkı harekete geçirmeyi amaçlar. Bu yolla lider belirlediği veya ileride revize edeceği amaçlara kitleleri harekete geçirerek ulaşmaya çalışır. Her ideolojinin, dinin ve sistemin içerisinde yer alabilir.

Nasyonal Sosyalizm, Nazizm:

Faşizmin genel karakteristiğine tamamen uyumlu olmakla beraber bazı noktalarda daha da radikalleşmiş ve İtalya’nın başlatmış olduğu faşizm ve aşırı milliyetçilik akımının en çok konuşulanı olmuştur.

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi 1933 yılında seçimle iktidara gelmiştir. İktidara geldiği ilk günden itibaren ırkçı ve kafatasçı bir ideoloji ila hareket etmeye başlamıştır. Hitler’in kurduğu sistemin ilk hedefinde Yahudiler ve Komünist örgütlenmeler vardı. Tüm Yahudi sermayesi kamulaştırılmıştı ve boşalan kadrolara sadık Alman nasyonalleri getirilmiştir.

Devletin sermaye üzerinde tam tahakkümü ve aşırı ırkçılığın neticesinde Hitler Faşizmi yani Nazi hareketi, ideolojisi ve yönetimi doğmuştur.

Naziler “Ari Irk’ı” inşa etmek isterler. Bu saf Alman ırkıdır. Bu ırkın inşası ancak büyük bir temizlik ile yapılabilir derler. Yahudilerin toplumdan tamamen izole edilmesi, öldürülmesi ve una ek olarak Irk Hijyeni denilen zihinsel ve fiziksel engellilerin ve eşcinsellerin öldürülmesi üzerine kurulan ırkın temizlenmesi ve saflaştırılması durumudur. Bu ırk hassasiyeti ve ideolojisinden dolayı her Alman üstündür ve kendi aralarında eşittir ilkesine dayanarak Almanlar arasında eşitsizliğe sebep olan kapitalizm bir düşmandır. Komünizm ise ırksal yaklaşım sebebi ile düşmandır. Milliyetçi bir sosyalizm ise bulunan formüldür.

Bunun devamında Yaşam Alanı yani Lebensraum politikası vardır. Bu saf ırkın yani Alman Irkı’nın yaşayacağı nüfus ile orantılı bir yaşam alanı amacını ifade eder.

İkinci Dünya Savaşı savaşın son anına kadar ileri konumda olan Almanya son anda Sovyetler Birliği tarafından geri püskürtülmüştür. Japonya ise ABD tarafından etkisiz hale getirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonu Batı Avrupa odaklı bir tarih anlayışı için faşizmle mücadelenin bittiği komünizmle mücadelenin başladığı bir zamandır.

Beraber ittifak yaptıkları SSCB artık tek ve daha büyük bir düşman konumuna oturtulmuştu.

Fakat İkinci Dünya Savaşı’ndan önce kurulan Portekiz ve İspanya diktatörlükleri yaşamına devam edebilmişlerdi. Kendilerini İkinci Dünya Savaşı’ndan uzak tutan İspanya ve Portekiz’in, sadece yardımlarda bulunmuştur savaş doğrudan katılmamıştır, faşist diktatörlükleri devam etmiştir.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın