Makaleler

Büyük Buhran Nasıl Yaşandı? 1929 Krizinin Sebepleri ve Sonuçları Nelerdir?

İki Dünya Savaşı Arasında Bir Çöküntü Daha..

Kriz dünyada anlaşılması en zor konulardan biridir bana kalırsa. Tek başına bir değerlendirme içine aldığınızda krizi anlamakta zorluk çekebiliriz. Fakat sistemin dinamiklerini ve kriz öncesinde yaşanılanları beraber analiz edip yorumladığımızda bir nebze de olsa anlaşılır gelmeye başlar.

Ben bir ekonomist değilim dolayısıyla teknik terimlere, borsa işleyişine veya benzeri durumlara hakim değilim. Aynı zamanda şunu da tekrar ifade etmeliyim ki ekonomi ve politika çok uzun zamandır birbirinden ayrılmaz birer alandır ve politika her zaman ekonominin sağlıklı işlemesi ve yürümesi için çalışır.

Bütün bu dengeler içerisinde ekonomik bir kriz yaşanıyor.

Büyük Buhran 1929 yılında ABD’de borsanın çöküşü ile başlayan ve İkinci Dünya Savaşı’na kadar etkisini devam ettiren dünyada sanayileşmiş tüm ülkeleri etkisi altına alan bir krizdir. Bu krizi erken bir zamanda atlatamamanın en büyük sebeplerinden biri ABD hükümetinin piyasadaki kontrolü eline alma kararını geç vermesidir. Piyasa kendisine müdahale edilmesini sevmez fakat bu tür kriz durumlarında piyasayı düzenleyip kontrol edecek bir mekanizma yani bir bekçi her zaman devrede olmalıdır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ağır ve yıkıcı etkileri savaşın kazananı ve kaybedeni diye ayırt etmeksizin tüm savaşan devletleri vurmuştu. Elbette ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya çok daha büyük bir darbe yemişti. Savaş bu ülkelerin ekonomilerini farklı kademelerde zayıflatmıştı ve ABD’nin amacı bu tür bir yıkıma izin vermemek ve bu ülkelerin ekonomilerinin toparlanmasına yardımcı olmaktı.

ABD büyük bir kredi sağlayıcısı ve yardım fonu sağlamada açık ara birinciydi. Bu durum ülkelerin savaş sonrası ekonomilerini toparlamakta bir nebze yardımcı olsa da ABD verdiği kredileri geri almakta zorlandı.

Ekonomik yatırım eğilimlerinde tek türe yoğun ilgi sebebi ile daha önceleri gayrimenkul fiyatlarında muazzam artışlar yaşandı ve bir noktada gayrimenkul ticareti durdu. Parası elinde kalan insanlar borsaya yöneldi ve bu yoğun ilgi borsada da aynı duruma sebep oldu. Borsa da bir anda yükseldi ve insanlar aldıkları hisseleri tekrar satmaya çalıştıklarında satamadılar. 24 Ekim Perşembe 1929 tarihinde ABD Borsası neredeyse %13 düştü ve 4 milyar dolardan fazla para yok oldu.

Bu iki yoğunluk dönemlerinde parasını şans eseri iyi kullananların elinde para kaldı ve kriz sonrası hammadde ucuzlamasında, bekletmek üzere, ucuzdan hammadde ve mal alabilme imkânı buldular.

Franklin Delano Roosevelt, 1933-1945 ABD Başkanı

Bütün bu durumlar esnasında kendini kontrol edemeyen piyasanın başında ekonomiyi düzenleyici politikaların olmaması ve Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkileri yatıyordu. Bunun üzerine başkanlık seçimlerinde başkan olan Franklin D. Roosevelt New Deal isimli ekonomik programını hayata geçirdi. Uzun vadede etkili olabilir miydi olamaz mıydı bilemiyoruz fakat İkinci Dünya Savaşı bu paketin işleyişini yarıda kesmişti. Ama en azından bu tür durumlarda liberal ekonomik sistemin bir bakıcıya, bekçiye, garantöre ve yaptığı hataları absorbe edebilecek şefkatli bir babaya ihtiyacının olduğu çok net bir şekilde anlaşılmıştı.

Balon, hızlı ve temkinsiz büyümenin faydadan çok zara getirebileceği anlaşılmış oldu. Ekonomik büyümenin zaman ile değil insan davranışlarının temkinli ve rasyonel kararlar üzerine oturmuş olması ile alakalı olduğu öğrenildi. Çok hızlı bir şekilde şişirilen fiyatların çok hızlı da düşebileceğini öğrenen insanlar ve tüzel kişilikler İkinci Dünya Savaşı’ sonrasında adımlarını çok daha dikkatli atmaya özen gösterdiler. Aynı zamanda ABD de ekonomi üzerindeki kontrolünü bir nebze de olsa artırarak savaş sonrası toparlanmayı hızlandırma niyetindeydi. Daha sonra ise tekrar büyük bir serbestleşme yaşandı ve neo-liberal politikalar teorisyenlerce gerekli görülmeye başlandı.

Piyasaya müdahele edilmesini sevmeyen liberal düzen kriz yaşanırken kendilerini kurtaran devlete minnettar kalırken aynı devletin sosyal devlet anlayışı ile halkının refahını artırmasından rahatsız oldular. Devletin dadı devlet rolünden bir an önce kurtulmasını savunan neo-liberaller 1980’lerden itibaren başta ABD olmak üzere tüm dünyada gerek ekonomik, yatırımsal (Şirketlerinin borç satın alarak uzun vadede büyük kârlar elde etmelerine dayanan yatırım şirketlerinin kuruluşu ve ekonomide tekrar büyük sermayelerin aktif rol oynamaya başlaması) ve siyasal değişikliklerle beraber bu geçiş hızlanmıştı ve başarılmıştır.

Sağlam temellere oturmayan hiçbir sistemin ayakta kalabilme imkânı yoktur.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın