Makaleler

Sömürgecilik Nedir? Sömürgeciliğin Tarihsel Gelişimi ve 20. Yüzyıldaki Konumu Nasıldır?

Kapitalizmi Emperyalizme Taşıyan Geminin Adıdır Sömürgecilik..

Sömürgecilik bir devletin sahip olmadığı topraklar üzerinde fiili olarak ekonomik, politik veya kültürel anlamda istifade etmesi durumuna denir. Bu yapılırken sömürülen topraklarda yaşayan halkın tüm değerleri baskı altında tutulur ve sömüren devlet elde ettiğini zorla çalıştırdığı emek harcayan yerli halktan sakınır. Köleliği ve işgali aynı anda barındıran sömürgecilik Avrupa sömürgeciliği işe günümüzde en anlamlıdır ve deniz aşırı işgaller ile resmedilir.

Sömürgeciliğin tarihine baktığımız zaman bir devletin kendi sınırları dışına çıkıp işgal ettiği topraklardan istifade ettiği çok fazla durum vardır. Her işgal ve savaş bir sömürgecilik örneğidir. Eğer bir fark var ise bu sahiplenme ve eşit değer göstermeden kaynaklanır. Yani işgal sonrası fethedilen toprağı sahiplenmek ve ele geçilen toprakta bayındırlık faaliyetleri yapmak gibi durumlar belki bir fark oluşturabilir. Bunu tarihin her döneminde görmekteyiz. Orta Çağ Avrupa’sının devamı yıllarında ise Portekizli denizcilerin deniz aşırı seferleri sonucunda değerli madenler, hammaddeler ve kâr ile ülkelerine geri dönmeleri deniz aşırı sömürgeci faaliyetleri başlatmış oldu. Coğrafi keşiflerin ilk seferi sayılan 1400’lerin başlarında Atlas Okyanusu sınırları içerisindeki keşiflerle ve Batı Afrika’ya yapılan ziyaretler ile başlamıştır. Ama bu sınırları aşıp Avrupa’nın henüz keşfetmediği başka bir kıtaya ilk giden Kristof Kolomb olmuştur.

Artık hem karadan hem de denizden istedikleri yere gidip ticaret yapabilme hürriyetine sahip olan Avrupalılar Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu ticaret yollarına çok da ihtiyaç duymamaya başladılar. Ek bir bilgi olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşe Avrupalıların ise yükselmeye başlamasının yegane sebebi Coğrafi Keşiflerdir.

Sömürgecilik faaliyetleri ise tam olarak burada devreye girmektedir. Avrupalı devletlerin keşiflerde destekledikleri denizciler ve tüccarlar gene aynı desteğin kat ve katını alarak hem bir ekonomik hem politik hem de askeri güce sahip olarak değerli gördükleri keşfedilmiş yerlere tekrar gidip kolonilerini kurdular. Yerli halk baskı ve tehdit ile kontrol altında tutulmaya başlanmıştır. Zorla çalıştırılan insanlar karın tokluğuna çalıştırılıyor ve hem vali hem de tüccar olan bu denizciler elde ettikleri kârı, ürünü ve hammaddeyi hizmet ettikleri devletlere geri götürüyorlardı. Hem Avrupalı devletler zenginleşiyordu hem de bu misyonu gerçekleştiren tüccarlar.

Afrika’nın, Hindistan’ın ve Amerika’nın Avrupalılarca keşfi birçok devlet ortaklı şirketin kurulup bölgelerde üretim, ticaret ve sömürü faaliyetlerinin yapılmasını kolaylaştırdı. İlk şirketlerin bu şekilde kurulması ile sömürü topraklarındaki artı değerin Avrupa topraklarına getirilip kıtada sermayenin artmasında dolayı burjuva sınıfının ortaya çıkması paralellik gösterir.

Bir örnek olarak East India Company, Doğu Afrika Şirketi gibi şirketler birçok Avrupa ülkesi zaman içerisinde kendi Doğu Hindistan Şirketini kurmuştur ve Afrika’da, Amerika’da ve Hindistan’da ayrıcalıklı ticaret yapma hakkını bu şirketlerde bulundurmuştur. Sayısızca şirket kurulmuştur. Her şirket coğrafi olarak sınıflanmış ve faaliyet göstermiştir.

Birinci Dünya Savaşı’na giden yolda bu sömürgelerin payı çok yüksektir. Hatta sömürge paylaşımında bir problem yaşanmasaydı belki, tarihsel olarak yanlış bir söylem de olsa, 2 büyük dünya savaşı yaşanmayacaktı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce 1884 Berlin Kongresi’nde 9 Avrupa ülkesinin katılımıyla sömürge paylaşımı yapılmış fakat tatmin edici bir sonuç alınamamıştı.

Daha sonra Birinci Dünya Savaşı yaşanmış olup savaşın hiçbir tarafı sonuçtan tatmin olmamıştı. Ekonomik ve politik toparlanmanın ve İkinci Dünya Savaşı öncesindeki idealist diplomasi ve adımlar başarısız kalınca hesaplaşma kaldığı yerden devam etmişti. En temel ve güçlü sebebi ekonomik olan bu iki savaşın sömürü paylaşımındaki rahatsızlıkların ve bitmek bilmeyen bir yarışın sonucudur.

Sömürgeciliği İkinci Dünya Savaşı’na kadarki durumu ana hatlarıyla bu şekildedir. Fakat modern dünyada sömürgeciliği izlerinin görüyor ve Avrupa Westphalia’da kurduğu düzeni Afrika ve Latin halklarına tarih boyunca çok görmüştü.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki durum ise şu şekildedir.  Fransız İhtilali ve ABD’nin bağımsızlığını kazanması gibi durumlar dünya halklarına birer iyi örnek olmuşlardır. Daha sonra ise Birinci Dünya Savaşı sonunda yıkılan imparatorluklardan bağımsızlığını ilan etmeye teşebbüs etmeye çalışan ve kendi devletlerinin kurmaya çalışan halkları görüyoruz. Fakat Birinci Dünya Savaşı sonunda dağılan imparatorluklardan kalan topraklar sömürgeci karaktere sahip devletler tarafında manda altında tutulmaya devam edilmiştir.

Anadolu Ajansı, Avrupa’nın kanlı sömürgeci geçmişi peşini bırakmıyor- 18.06.2020

BM verilerinde yararlanarak hazırladığım bu dosyada ise sömüren ve sömürülen ülke ve bağımsızlık yılı gibi kriterle sıralayıp incelemelerde bulunabilirsiniz.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsızlığını kazanan ülkeler:

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın