Makaleler

İSRAİL DEVLETİ NASIL KURULDU?

Orta Doğu’nu En Eski ve En Yeni Aktörü..

Günümüzde bölgenin en güçlü ve etkili aktörlerinden biri olan İsrail Devleti İkinci Dünya Savaşı’nan hemen sonra kurulmuştu, 14 Mayıs 1948’de ve Tel Aviv’de. Bu vakte kadar Yahudiler’e ait bir devlet çok uzun yıllardır, yaklaşık 2000 yıldır, tarihte belirmedi. Ancak savaştan sonra bölgede devletlerin kurabildiler ve daha sonra Araplar ile çok uzun yıllar savaştılar. Şu anda da devam eden savaşlar ve işgaller…

14 Mayıs 1948, Tel Aviv

Tarihçesi:

1897’de Birinci Siyonizm Kongresi yapıldı.  Yayınlanan Basel Programı’nda amaçlarını beyan ettiler. Filistin’de bir Yahudi Devleti kurmayı hedeflediklerini ve bu kongre ile birlikte kurdukları Dünya Siyonist Teşkilatı’nın bunun için çaba göstereceğini ifade ettiler. Bunu gerçekleştirebilmek için de hem dünyada hem de Filistin’de yaşayan Yahudilerin birleşmesine ve birleştikten sonra o bölgede yaşamalarının teşvik edilmesine ihtiyaçları vardı. Kaldı ki kurdukları fonlar ile o bölgede ticari faaliyetlerini oluşturup hızlandırarak bölgenin devletsiz de olsa bir aktörü olmayı başardılar. Theodor Herzl bu kongrenin lideridir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu vatandaşıdır. Yahudilerin göç etmeleri gerektiği fikrini teorize eden kişidir.

Theodor Herzl

1917 Balfour Deklarasonu:

Lord Arthur James Balfour, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı, Walter Rothschild’ yani dönemin Siyonist liderine Filistin’de bir Yahudi Devleti’nin kurulması için destek vereceğini söyleyen bir mektuğ yazar. Balfour Deklarasyonu Lord Balfour’un başlattığı bu mücadelenin ismidir.

1. Dünya Savaşı’nda Arapların Osmanlı Devleti’ne sırt çevirmeleri de devlet kurma ve yönetme iradesi konusunda uzun yıllardır tecrübesi kalan Arap halklarını İngilizlerin safına bırakmıştır. Bunun da en temel sebebi olarak Osmanlı’nın Türkleştirme politikası olduğu söylenir.

Bir bütünlüğe sahip olmayan kendi içinde çok fazla sayıda çatışmaya sahip olan Arap halkları örgütlü bir davranış sergileyemedikleri için Yahudilerin göç dalgasını hızlandırması ile ancak kendilerine gelebilmişlerdir. Henüz 1. Dünya Savaşı’ndan sonra devletleşme sürecine, o da tam bağımsızlıkla değil, giren Arap halkları zaten bölgede gene söz sahibi konumunda değillerdi. Sadece bölgenin uzun yıllardır sakini olmaları sebebiyle uluslararası arenada bir taraf konumunda yer alabiliyorlardı. Milletler Cemiyeti’nin desteği ile İngiltere bölgeyi iyi bir şekilde dizayn edebilme hürriyetine sahipti. Arapların ise Osmanlı boyunduruğundan kurtulma dertleri bölgede onlar sahipsiz, çatısız ve tecrübesiz bırakmıştı. Bu İngiltere’nin işini daha da kolaylaştırmıştı.

1922 yılında ise 750 bin nüfusa sahip Filistin’de 80 bin Yahudi’nin olduğunu gösteriyor. Sonraki 15 yılda da 300 bin Yahudi’nin daha gelmesi planlanmıştı. (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44128837)

Yaşanılan çok sayıda isyan ve küçük çaptaki çatışmalar uzlaşıyı azalttı ve Yahudiler ile Filistinliler arasındaki hoşgörüsüzlüğü artırdı. İngiltere bu noktada Yahudileri himayesinde tutuyordu.

İkinci Dünya Savaşı’na kadar ve sonrasında da Avrupa’dan Filistin’e gelen Yahudiler Filistinde’ki Yahudi nüfusunu artırmaya başladı. 1947 yılında yeni kurulmuş olan Birleşmiş Milletler devreye girdi. Kıyaslayacak olursak nüfus bakımından her 3 kişiden 1’i Yahudi’ydi fakat toprakların sadece %6’sı Yahudilere aitti. Birleşmiş Millet toprağı Filistinliler ile Yahudiler arasında bölmeyi önerdi. Filistinliler kabul etmezken Yahudiler kabul etti.

14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşu resmen ilan edildi. 15 Mayıs 1948’de ise İngiltere askerini bölgeden çekti. Bu yılın hemen sonunda ise Yahudiler ile Araplar arasındaki çatışmalar tekrar başladı.

İsrail 1. Cumhurbaşkanı

Arap devletlerinin tüm kararı bölgede bir Yahudi Devleti’nin kurulmasına karşı çıkış yönündeydi. Toprak paylaşımı veya resmi bir devletin kurulması Arap devletlerinin ve Filistin halkının planlarına ve düşüncesine ters bir durumdu.

Bu vakte kadarki en büyük desteği İngiltere vermiştir. 1800’lü yıllarında başından itibaren Filistin halkını tarihi ve bölgedeki meşruiyetini göz ardında bırakmıştır ve Yahudilerin bölgede bir devlet sahibi olmaları için tüm askeri ve diplomatik gücünü kullanmıştır. İngiliz mandası döneminde Yahudilerin bölgeye göç dalgasını hızlandırdıkları bilinmektedir. Bunun yanında o dönemki ismiyle Milletler Cemiyeti de İngiltere’nin bölgede hakimiyet kurabilmesi için Filistin üzerindeki İngiliz mandasını tanımıştır. Bölgeye nüfusun artışı ile Araplar silahlı çatışmaya ve protestolara başlamıştır. Buna karşılık ise Hagana (Yahudi Askeri Teşkilatı) silahlı eylemlerde bulunmaya başlamıştır.

İsrail kurulmadan önce bile Yahudi-Arap savaşı çoktan başlamıştı. Kudüs Müftüsünün Almanya^ya Nazi ziyaretleri, İngiltere’nin göç teşviki, karşılıklı kurulan silahlı gruplar..

Bugün hala Arap-Yahudi savaşı devam etmektedir. İsrail’in ise Filistin topraklarında bariz bir işgali ve üstünlüğü vardır.

Bir sonraki yazımın konusu Arap İsrail Savaşları olacak.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın