Makaleler

İRAN-IRAK SAVAŞI

İran Devrimi Sonrası Orta Doğu..

İran İslam Devrimi’nden sadece 1 sene sonra Eylül 1980’de Irak’ın İran’a saldırması üzerine başlayan savaştır. Orta Doğu ülkeleri arasındaki, Arap-İsrail Savaşlarından sonra bölgedeki en büyük ve en uzun savaştır. 1 milyon insanın ölümüne, 2 milyon insanın yaralanmasına ve 150 milyar dolarlık ekonomik zarara sebebiyet vermiştir. Savaşın net bir kazananı olmamaklar beraber 8 sene sürmüştür ve 1988 yılında İran’ın ateşkesi kabul etmesiyle savaş sonlanmıştır. Dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin ve İran Dini Lideri ise Ayetullah Humeyni’dir.

Savaş sonundaki toprak durumunu merak edenler için 1975 Cezayir Antlaşmasını incelemenizi tavsiye ederim.

İran’ın şahlık döneminden ABD için en az Türkiye kadar önemli bir müttefik olduğunu biliyoruz. Yani İran ABD desteğini arkasına alarak bölgede sınır devletlerinin zararına olabilecek adımlar atmıştır. Bunlardan en önemlisi Irak’ ait Şattül Arap bölgesini geri almak istemesiydi. Bu bölgenin önemi Dicle’nin ve Fırat’ın akan nehirlerinin kesişim noktası olması sebebiyle muazzam su kaynağına sahip olmasıydı. Bu problem Cezayir Antlaşması ise bir nebze de olsa sakinliğe kavuşturulmuştur. Fakat diplomatik olarak İran ve Irak her zaman uzak ilişkiler yürütmüştür ve birbirlerine karşı tetikte olmuşlardır. Devrim öncesinden beri Irak ile İran toprak problemleri sebebi ile her zaman karşı karşıya gelmiş ülkelerdir. Fakat İran’ın 1975’ten önce işgal ettiği Körfez adalarını kendi bünyesinde tutması İran ile Irak arasındaki tansiyonu her zaman yüksek tutmuştur.

Savaşın Başlangıcı ve Sebepleri:

1- İran Devrimi ile iktidara gelen Şii kesim ve liderleri Humeyni Irak’a yani Saddam Hüseyin’e büyük bir endişe verdi. Bu endişenin kaynağı İran’ın Irak’taki Şiileri ve Kürtleri kullanma potansiyeline yönelikti. Bu açıdan büyük bir tehdit altında olan Irak İran’ın da ABD’yi karşısına almasını fırsat vererek saldırıya geçmek istedi ve saldırdı.

2- Daha önceki yıllarda süren çatışmalarda konusu geçen konulardan birisi de Kürt Meselesi idi. 1975 Cezayir Antlaşması’nda İran Irak’taki Kürtleri kışkırtmayacağına veya kullanmayacağına dair teminat veriyordu. Irak içindeki etnik ve dini muhalif gruplar İran için bulunmaz birer nimetti. Daha önceki tecrübe edinilmiş durumlar sebebiyle de Saddam Hüseyin bu problemleri tekrar yaşanmadan engellemek istedi.

3- Savaşın doğrudan bir sebebi olarak görmesem de kuvvetli bir geçmişe sahip dolaylı bir sebep ve savaş sonunda elde edilebilecek kazanımlardan en önemlisi olarak gördüğüm sınır problemleri meselesi de Saddam Hüseyin’in büyük motivasyonlarından biri olmuştur. Su yollarının kontrollerini elde tutmak büyük bir diplomatik güç anlamına geliyordu.

4- İran Devrimi birçok Orta Doğu ülkesine örnek niteliğindeydi. Bu Orta Doğu’nun en önemli iki gücü arasında bir horoz dövüşüne sebebiyet de vermiştir. Yani Irak, devrimin cesaretlendirici, örnek ve teşvik olucu karakteri ile bölgesel lider konumuna uzanmaya çalışan İran’ın önüne geçmek istedi.

Savaş Süreci:

Savaş 8 sene boyunca karşılıklı yıpranmalarla, can kayıplarıyla ve ekonomik çöküntü ile devam etti. Petrol hatlarının, gemilerinin ve limanların bombalanması ile de iki ülke arasındaki kayıplar tüm dünyayı doğrudan ilgilendirmeye başlamıştı. Daha savaşın ilk yılında İran Irak’ın Basra Limanı’nı bombalamıştı. Irak petrol ihracatını boru yollarıyla İran ise limanlar ve gemiler aracılığı ile yapıyordu. Karşılıklı olarak, birbirlerinin ekonomik güçlerini zayıflatmak üzere, petrol tesislerini ve ihracat yollarını bombaladılar. Petrol ihracatının zarar görmesi ABD’yi savaşa müdahil kıldı. ABD Körfez’de filo bulundurarak ticareti korumaya çalıştı.

Arap ülkelerinden Libya ve Suriye hariç tümü Irak’ı iki sebepten dolayı desteklemişlerdir. Birincisi İran’ın tek başına petrol piyasasında çok büyük bir güç olmasından dolayı Irak’taki petrol noktalarını ele geçirmesini istememeleri ve ikincisi Irak’ın bir Arap Devleti oluşudur.

İsrail ise İran’ı Arapların karşısındaki en önemli güç olarak görmesinden dolayı İran’ı Irak’a karşı desteklemiştir. Halbuki Humeyni Filistin meselesinde İsrail’e karşı Filistin’e destek vermiştir.

Savaşın Sonuçları:

1- İki ülke de savaştan mağlup olarak çıkmıştır ve büyük can kayıpları ile beraber ekonomik çöküntü yaşamışlardır. Özellikle Irak yoğun bir borçla savaştan çıkmıştır. Bu borçlar Kuveyt’i işgal etmesindeki en büyük etkendir diyebiliriz.

2- Dünya petrol ticareti zarar görmüştür. Bu durumdan başta İran ve Irak olmak üzere Batı ülkeleri ABD ve Japonya etkilenmiştir. ABD Körfez’de filo bulundurarak ticareti güven altında tutmaya çalışmıştır.

3- İran ve Irak arasındaki geçmişten gelen sınır problemleri ve mezhepsel tehdit algıları kaldığı yerden devam etmiştir. Irak daha sonra Kuveyt’i de işgal edecektir ve Irak kısa vadede İran’dan daha tehditkâr bir ülke olarak ABD ve Batı ülkeleri açısından algılanmaya başlayacaktır. Fakat sırf İran’ın tutumu ve ABD’ye karşı koyduğu tavır ve tehdit sebebi ile ABD Irak ile ilişkileri ve temasını tekrar sürdürme kararı almıştır ve Irak’ı desteklemiştir.

Bir not: March, 1986. The United States with Great Britain block all Security Council resolutions condemning Iraq’s use of chemical weapons, and on March 21 the US becomes the only country refusing to sign a Security Council statement condemning Iraq’s use of these weapons (http://www.iranchamber.com/history/articles/arming_iraq.php).
Çeviri: Birleşik Devletler ve Birleşik Krallık, Irak’ın kimyasal silah kullanımını kınayan tüm Güvenlik Konseyi kararlarını bloke etti ve 21 Mart’ta ABD, Irak’ın bu silahları kullanmasını kınayan bir Güvenlik Konseyi bildirisini imzalamayı reddeden tek ülke oldu.

Not: BM Güvenlik Konseyi’nin daimî 5 üyesi vardır. Bu 5 üyeden sadece bir ülkenin karşı oy kullanması kararı geçersiz kılar.

4- İran’ın ABD karşıtlığı bir karakter ve katı bir tutumdur. Bunan ek olarak İran İslam Cumhuriyeti’nin daha çok petrol gücünün olması ile Irak Batı ülkeleri ve ABD tarafından destek görmüşür. Bu durum savaş sürecinde ABD’nin dolaylı olarak Irak’ı desteklediği aşikardır fakat Irak’ın petrol ticaretine zamanla daha çok zarar vermesi özellikle Kuveyt’i işgal etmesi ile birlikte Irak’ın ABD’nin gözüne çok batmasına sebep olmuştur. Yani Irak müttefiksiz kalma yolunda hızlı adımlarla ilerlemektedir.

Savaşın bir kazananı olmamıştı. Savaşın doğrudan muhatapları dışındaki devletler ise güncel konjonktüre göre bir tarafta bulunmuşlardır ve savaşın seyrini kendi lehlerine çevirmeye çalışmışlardır. Sonuç 150 milyar dolarlık kayıp, milyonlarca insanın ölümü, yaralanması ve sakat kalması.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın