Makaleler

İRAN DEVRİMİ


Denklemlerde Değişiklik, Kutuplarda Hareketlilik..

İran İslam Devrimi 1979 yılında Ruhullah Humeyni önderliğinde yapılan İslam Devrimi ile Pehlevi şahlığındaki İran monarşisinin yıkılıp yerine Şii mezhebinin esaslarına dayanan İslam Devleti’nin kurulmasıdır. Monarşik yönetimden şeriat hukukuna dayanan bir cumhuriyet kurulmuştur ve İran şu an cumhuriyet ile yönetilmektedir.

Devrim 1979 yılından çok daha önce zamanlardan beri hedeflenen ve farklı grupların bir araya gelip güç birliği yapmasıyla nihayete ulaşmıştır. Liberal ve sol gruplar da çoğunluğu oluşturan dindar grupların yanında yer almıştır. Fakat devrimden sonra devlet iktidara gelen Humeyni kendi içindeki muhalif grupları birer birer yok etmiştir.

Devrime Giden yol ve Devrimin Sebepleri:

1. İran dönemin en büyük petrol gelirine sahip ülkelerinden biriydi. Bu durumun sonucu olarak İran halkına refah seviyesi anlamında bir geri dönüt beklendi fakat durum tam tersi bir şekilde sadece belirli sayıda ailenin ve bürokraside etkin kişilerin zenginleşmesi ile sonuçlandı. Alt tabakaya mensup işçilerin ve çiftçilerin durumu günden güne daha kötüye gitmeye başladı. Bu kötü ekonomik gidişat aynı refah zorluğunu çeken insanların örgütlenmesine sebep oldu.

Bununla beraber İran o dönemde Avrupa ülkelerinden bir daha büyük bir savaş uçağı filosuna sahipti ve İran devrimden önce ABD’nin en büyük müttefiğiydi. SSCB’ye karşı Orta Doğu’nun en büyük bölgesel Batı müttefiklerinden biriydi.

2. İran halkının çoğu Şii mezhebine mensup Müslümanlardan oluşuyordu. Şah Rıza Pehlevi’nin bat bloku ekseninde yapmaya çalıştığı modernleşme hamleleri vardı. Bu modernleşme hamleleri Şii Ulema tarafından tepkiyle karşılaştı. Bu tepki ulema vasıtasıyla alt tabakayı da etkiledi. Zaten ekonomik kötü gidişat sebebi ile şaha karşı büyük bir tepki varken üstüne dini boyut da eklenmişti.

Kızların okula gitmesi konusunda yoğun bir çaba harcayan şaha bu yönlü de bir karşıtlık vardı.

3. Şahın uygulamaya çalıştığı yanlış tarım politikaları köyden kente göçü hızlandırdı ve bu göç sonucunda kentlerdeki işsizlik oranları arttı. Bu artış başıboş gezen ve herhangi bir geliri olmayan; herhangi bir çatı altına mensup olmayan kişilerin siyasi partilere veya dini tarikatlara katılımıyla sonuçlandı. Böylelikle şaha tepkili olan kitlenin etkisi ve sayısı günden güne artıyordu.

Devrimden Bir Adım Önce:

Ekonomik kötü gidişat ve politik baskı günden güne artıyordu. Bu farklı siyasi görüşlere sahip insanları şaha karşı tek çatı altında toplamaya yetmişti. Komünistler, liberaller ve İslamcılar şaha karşı tek vücut olmuşlardı. İslamcı kanadın lideri olan Humeyni Paris’ten durumu izliyor ve kendi kanadını devrime giden yolda kontrol ediyordu. İslamcılar devrime giden yolda en büyük otoriteye sahip olan kanattı; diğer gruplar ancak azınlık veya muhalefet olabilirlerdi. Bu sebeple devrim sonrası iktidar İslamcıların lideri olan Humeyni’de kalacaktı.

Bundan sonra ise yoğun bir tasfiye, cezalandırma ve suikast süreci başlamıştı. Beraber devrime giden yolda şaha karşı hareket eden bu gruplar arasında İslamcı kanat zaten baskın güce sahipti ve devrim sonrasında ise bu gücünü kaybetmeden devrime katılmış diğer muhalif grupları ekarte etmeye karar verdi.

Liberal ve komünist tüm siyasetçiler bir şekilde tasfiye edildiler ve yerlerine rejime ve Ayetullah’a sonsuz sadakat ile bağlı eğitim seviyesi fark etmeksizin liyakat dışı yollarla her kurum ve kuruluşta atamalar yapıldı. Mesela üniversitelerden birçok profesör ihraç edilmişti ve yerlerine ünvânı olmayan veye şaibeli ünvâna sahip kişilerin atamaları yapılmıştı. Bu durum her ne kadar yönetimi tasvip etmesek de Şah Pehlevi’nin yapmaya çalıştığı modern eğitim anlayışını yerleştirme çabasının son derece  karşısında olan bir hareketti ve bu durum İran eğitim sisteminde çok kısa süre içerisinde hılzı bir gerileme ile sonuçlanmıştı.

İran’daki komünist parti: Tudeh Partisi

İran Devrimi’nin Sonuçları

1. Ekonomik anlamda alt tabakaya verilen sözler tutulmamıştır. Sadece oligarşi boyut ve şekil değiştirmiş olup ekonomik eşitsizlikler katlanarak devam etmiştir. Güvensizlik ortamı başlamış oldu ve yatıımlar hızlı bir şekilde durmaya başladı. Devrim öncesi sermaye sahipleri devrimden önce ülkeyi zaten sermayeleri ile birlike terketmişlerdi.

2. Resmi ideoloji olarak da Şii bir yönetime sahip olan İran tüm Amerikan yanlısı kadroları tasfiye etmiştir ve ülke içindeki her kurumun ve kuruluşun yetki mercilerine rejime sadık ve bağlı kişilerin atamaları yapılmıştır.

3. ABD çok büyük bir müttefiğini kaybetmiştir. Bu durum SSCB’nin işine yaramıştır. Şii kesmin her şeyden önce İsrail ve ABD karşıtlığı bile tek başına SSCB’nin içini rahatlatan bir durumdur. Rehine krizi ile birlikte İran bir yandan politik gücünü kaybederken diğer yandan da uluslararası arenda teröre destek veren ülke olarak algılanmaya başlamıştır.

4. Devrim birçok ideolojik ve siyasi grubu içinde barındırmasına rağmen islami bir karakter kazanmıştır ve devrim sonrasında da rejim İslami bir kimlikle hayatına devam etmiştir. Bu durum devrimi yapanlar içerisindeki komünist ve liberal grupları aşırı derecede rahatsız etmiştir. Devamında ise Humeyni yoğun bir temizliğe başlamıştır ve devlet kademelerinde tek yetki sahibi olmuştur.

5. Her ne kadar mezhepsel farklılıklar gösterse de Orta Doğu’da İslamcı grupları kendi ülkelerinde devrime teşvik eden ve cesaretlendiren bir hareket olmuştur İran Devrimi.

6. Diğer bir taraftan ise Irak başta olmak üzere Sünni bir karaktere sahip olan ve Şii kesmi ancak bir azınlık olarak ülke içinden barındıran devlet açısından bu çok tehlikeli bir durum olarak görülmüştür. Şöyle ki Sünni kalabalığın yanındaki Şii azınlıklar İran tarafından kullanılma potansiyeli yüksek azınlıklardı ve bu hem iç hem de bir dış tehditti. Zaten çok geçmeden İran Irak savaşı başlamış oldu.

7. İslami bir karaktere bürünen cumhuriyet kendi tohumlarını toprağa çoktan saçmıştı ve bu tohumlar yeşermişti. İran’da sosyal hayat islami kurallara uygun hale getirilmeye başlanmıştı. Bu kurallara uymayanlar ise ahlak bekçileri tarafından cezalandırılıyor ve rapor ediliyordu. Daha sonra kurulan Devrim Muhafızları ise rejimin bürokraside, diplomaside, orduda, istihbaratta, ekonomide ve diğer tüm kurumlarda rejime yüzde yüz sadakatle çalışan ve her durumu kontrol altında tutmaya yaran rejim bekçileriydi.

Yani kısaca gelen gideni aratmıştı. Verilen hiçbir söz tutulmamakla kalsa iyiydi. Şah döneminde verilen haklar ve özgürlükler bu dönemde halkın elinden alınmıştı. Halk eskisinden daha fakir olmuştu ve eskisi kadar da özgür değillerdi. Bir monarşi yıkılmıştı, bir cumhuriyet gelmişti. Bir rejim yıkılmıştı, yeni bir rejim inşa edilmişti. Fakir gene fakirdi; sadece zengin zümre kabuk değiştirmişti

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın