Makaleler

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI AMERİKAN DOKTRİNLERİ

Doktrinler Tarihi..

Doktrin deyince aklınıza ilk hangi doktrin geliyor? Benim Truman Doktrini geliyor. Bir dönemi, soğuk savaş periyodunu, başlatan doktrin olarak kabul edilmesi belki de benim çok daha önemli görmeme sebep oluyordur. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Monroe Doktrini de var fakat ben onu bu yazımda kaleme almayı tercih etmeyeceğim. Son yazılarıma paralel olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası konulara daha da ağırlık verme niyetindeyim.

Öncelikle bu doktrinlerin adlarını sıralayalım. Daha sonra içeriklerinden ve amaçlarından bahsedelim. Doktrinler:

1-) Truman Doktrini
2-) Eisenhower Doktrini
3-) Nixon Doktrini
4-) Carter Doktrini
5-) Reagan Doktrini
6-) Bush Doktrini

——————————————————————————————————–

1-) Truman Doktrini:

Adını Amerikan Başkanı Henry Truman’dan alır. 12 Mart 1947’de hayata geçirilme kararı alınmıştır. Soğuk savaşın resmi başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Devletin dış politikasında komünizmle mücadele bir numaralı sıraya yükselmiştir. Bu doktrinin de en genel amacı komünizmle mücadele etmek ve komünizmin yayılmasını engellemektir. Bununla beraber doktrinin içeriğinin de yardımıyla kapitalist sistemin ayakta tutulması, liberal Avrupa devletlerinin ekonomik ve askeri açıdan toparlanması gibi esasları beraberinde getirir.

2-) Eisenhower Doktrini:

Adını Amerikan Başkanı Dwight Eisenhower’dan almaktadır. 5 Ocak 1957’de imzalanmıştır. Önceki yazımı okuduysanız 1950’li yılların Orta Doğu’da kıpırdanmaların bol olduğu yıllar olduğunu görmüşsünüz. Bu kıpırdamaların meyvesi olarak hem SSCB hem de ABD bölgede aktif rol oynama kararı almıştır. Eisenhower Doktrini bu stratejik kararın bir imzası konumundadır. Bu doktrinle ABD doğrudan bir şekilde Orta Doğu ülkeleri ile ilgilenmeye başlamış ve onları Sovyet tehdidinden koruma kararı almıştır. Tıpkı Türkiye’ye yapılan yardım kararı gibi bu doktrin de Orta Doğu ülkelerinin yaşamsal çıkarlarının ve bağımsızlıklarının SSCB’ye karşı korunması gerektiğine vurgu yapıyordu. Bana kalırsa ABD’nin bugünkü Orta Doğu politikasının en temelinde Eisenhower Doktrini yatmaktadır.

3-) Nixon Doktrini:

Bu doktrin Başkan Richard Nixon’ın ilanı ile hayata geçmiştir ve adını kendisinden almaktadır. Diğer bir adıyla Guam Doktrini (bir ada) olarak da bilinir. 25 Temmuz 1969 tarihinde hayata geçmiştir. Burada tarihi büyük bir ipucu olarak görmeliyiz. Bu tarih hem ABD’nin, her ne kadar süper güç konumunu devam ettirse de, hegemonik gücünün azalmaya başladığı yıllardır hem de Avrupa devletlerinin ekonomik özgürlüğü kazanmaya başladığı yıllardır. 1957’de kurulmuş olan Avrupa Ekonomik Topluluğu kalkınma göstermiştir ve dünya pazarında güçlü konumunu elde etmiştir. Tüm bu ön bilgiden sonra doktrin şunu söylüyor: Her ülke kendi savunmasından kendisi sorumludur. ABD eskiden olduğu kadar bölgesel çatışma durumlarında yardımda bulunmayacaktır. Nükleer şemsiye ihtiyacının olduğu bölgelerde ABD nükleer caydırıcılık sorumluluğunu taşımaya devam edecektir. Bu doktrinin doğmasında bir diğer sebep ise ABD’nin Kore’de ve Vietnam’da düştüğü çukurdu. Asya’da elde etmek istediğini askeri yolla elde edemeyen ABD Nixon’la beraber bölgeden çekilmek işitiyordu. Yeterli ve gerekli desteğin yerel güçlere sağlanması ile ABD kendi kuvvetlerini Vietnam’dan çekmek istiyordu.

4-) Carter Doktrini:

Yıl 1980, yani İran Devrimi’nden ve SSCB’nin Afganistan’ı işgalinden bir sonraki yıl. Amerikan Başkanı Jimmy Carter’ın adıyla anılan bu doktrin 23 Ocak 1980’de hayata geçmiştir. En genel mesajı ve amacı İran Körfezi’nde ABD çıkarlarının korunmasına yönelikti. SSCB’nin Orta Doğu’da Afganistan’a yaptığı operasyonun ve İran Devrimi ile ABD’nin İran gibi bir müttefikini kaybedişi bu doktrini gerekli kılmıştır. Kongrede gerekli durumlarda körfezde asker bulundurma kararı alınmıştır. Bölgenin petrol potansiyeli ve stratejik konumu hem SSCB’yi hem de ABD’yi bu bölgeye yıllardır çekmiştir. Bu doktrin ile Eisenhower doktrini birbirine dolaylı olarak bağlıdır. Bu doktrin de günümüzün ABD Orta Doğu politikalarının temeli atmıştır. Ki ileride göreceğimiz gibi 1980’den itibaren çıkan savaşlarda ABD Körfez’in en büyük gözlemcisi ve müdahalecisi olmuştur.

5-) Reagan Doktrini:

Evet başkanın adı Ronald Reagan.  Bu zamana kadar komünizmle mücadele ve ABD’nin farklı coğrafyalarda etkinlik kazanması yönünde geliştirilen politikalarla aynı doğrultuda ama bu politikalardan yoğunluk olarak farklı olan bu doktrin komünizmle mücadele yerine komünizmin etkisini kırmayı ve onu yok etmeyi amaçlamıştır. Bunun da en belirgin yolu olarak farklı ülkelerdeki yerel milliyetçi ve antikomünist gruplara büyük destekler verilmiştir. Sovyetlerin Afganistan’dan çekilmesindeki en büyük paylardan biri bu doktrinin imkân verdiği gibi bölgedeki mücahit grupların fonlanması ve desteklenmesidir. Ne kadar SSCB destekli ülke ve coğrafya varsa bu doktrin bütün bu ülkelerde hayata geçirilmiştir. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra doktrin rafa kalkmıştır.

6-) Bush Doktrini:

Aslında bu doktrinin temelleri 1980’li yıllardaki Reagan dönemine kadar uzanmaktadır. Amerika’da muhafazakarlığın yükselişi ve 1991’e kadar Orta Doğu’da kendi çıkarlarını koruma politikası ve 1991’den sonra da SSCB’nin dağılışı ile yeni düşmanlar ve tehditler belirleme konusunda ABD yoğun bir performans göstermişti. Bunun üzerine Samuel P. Huntington’a (ABD Savunma Bakanlığı’nda Danışman) ait Medeniyetler Çatışması tezi ile kapitalizm ile komünizm arasındaki sistemlerin mücadelesi yerini Hristiyan dünya ile Müslüman dünya arasındaki medeniyetler çatışmasına yerini bırakmıştı. Bir devlet politikası olarak işlenmiştir. Yani ABD’nin SSCB’den sonra süper güç konumunu ve müttefiklerinin kendisine bağlığını devam ettirmek için yeni ve bir o kadar da radikal düşmana ihtiyacı vardı. Zaten Eisenhower ile bölgeye yakında müdahil olan ABD Carter ile bölgeyi sahiplenmişti. Bush Doktrini ise tam olarak bölgenin işgal zeminin oluşturmak için gerekli bir doktrindi. 11 Eylül saldırısından sonra ABD Bush ile birlikte kendisinin ulusal çıkarlarını açıklamıştır. Ve bu doktrine göre ABD tehdit olarak gördüğü her ülkeye, gruba veya coğrafyaya direk müdahale etme hakkını kendine tanımıştı. Afganistan ve Irak Savaşları bu doktrinin en büyük acılı sonucudur.

030114-O-0000D-001 President George W. Bush. Photo by Eric Draper, White House.

Gene aynı kişiden aynı alıntıyı yapacağım:

Theory is always for someone and for some purpose. Robert Cox.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Yorum

  1. […] İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI AMERİKAN DOKTRİNLERİ […]

Bir Cevap Yazın