Makaleler

Birinci Dünya Savaşı Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

Birinci Dünya Savaşı Nedenleri:

Maddi ve manevi anlamda dünyadaki büyük yıkımlardan biri olan Birinci Dünya Savaşı 1914-1918 yılları arasında Avrupa merkezli olup, tüm sömürge topraklarına yayılmış bir felakettir. Savaşın tarafları Birleşik Krallık, Fransa, Rus İmparatorluğu; Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve İtalya Krallığı’dır.  Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu savaşa Alman İmparatorluğu safında katıldı ve İtalya Krallığı ise taraf değiştirdi. Hepimizin Birinci Dünya Savaşı ile ilgili bildiği bir öykü vardır: Sırp milliyetçi Gavrilo Princip Saraybosna’yı ziyarette bulunan Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand’ı öldürdü ve Birinci Dünya Savaşı başlamış oldu. Evet gerçekten böyle bir olay oldu ve bu olayın ardından savaş başladı fakat birçok devletin katılıp ağır bedeller ödediği bir savaşın sebebi sadece bir suikast olabilir miydi?

Hayır.

Değinmemiz gereken en önemli husus savaşın sebepleridir. Bunun analizini yapmak için taraf devletlerin 18. ve 19. yüzyıldaki Avrupa’da ve sömürge topraklarındaki durumunu bilmek gerekir. Bilindiği üzere Portekizli ve İspanyol kaşiflerin başlatmış olduğu coğrafi keşifler macerasının devamını İngiltere ve Fransa Kuvvetli bir şekilde sürdürmüştü. Amerika, Asya ve Afrika kıtalarında yoğun bir şekilde sömürgeleştirme politikası uygulanmıştı. Batı Avrupa devletlerinin özellikle 18. ve 19. yüzyıllardaki hegemon güç olmalarının ve aynı zamanda ekonomik ve politik güçlerinin bu derece yüksek olmasının en önemli sebebi olarak coğrafi keşiflerin devamında keşfedilmiş yeni topraklarda sömürge imparatorlukları kurmalarıdır. 1884 yılında Berlin Konferansı ile Afrika’da 1870’lerden beri yayılan sömürgeciliğin geleceğiyle alakalı kararlar alınmıştır ve bu konferans sömürgeciliğin en güçlüler arasında meşruluğunun sağlandığı bir konferans olarak tarihe geçmiştir.

Birinci Dünya Savaşı Yolunda Ekopolitik Sebepler:

            Birinci Dünya savaşının sebeplerini, politik kararların temelinde de ekonomik kararlar yatmasına rağmen, en geneli itibariyle politik ve ekonomik olarak ayırabilmek mümkündür. İlk olarak savaşın doğrudan ekonomik sebeplerini analiz etmeliyiz. Birinci Dünya Savaşı’nı, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, sömürge topraklarına sahip olan Avrupa devletlerinin bu toprakları kendi aralarında paylaşamama kavgasının bir sonucu olarak görmekteyiz. İngiltere ve Fransa coğrafi keşiflere ve sömürge yarışına zaten çok önce başlamış olduğu için birliklerini yeni tamamlamış olan İtalya Krallığı ve Alman İmparatorluğu bu yarışta geri kalmışlardı. İtalya ve Almanya Birinci Dünya Savaşı’na kadarki tüm zamanda İngiltere ve Fransa için birer tehdit olmaya başlamışlardır ve bu durum ilerideki savaşın taraflarının doğal müttefikliklerinin oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Sömürge topraklarının elde tutulması ve sömürge topraklarına giden deniz ve kara yollarının güvenliğinin sağlanması İngiltere için birincil derecede öneme sahipti. Ama aynı durum Alman İmparatorluğu için de hayati derece öneme sahip olmaya başlamıştı. Alman İmparatorluğu’nun Meksika ile ittifak kurması ve başlattığı denizaltı savaşları sebebi ile Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliği ve ticareti tehdit edilmişti. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri Alman İmparatorluğu’na savaş açarak savaşa dahil olmuştu.

 Diğer bir açıdan 1800’lü yıllardan beri kullanılmaya başlanan petrol en az sömürgeler toprakları kadar önemliydi. Petrol sanayileşmenin ve makineleşmenin devamlılığı için büyük öneme sahipti. Rusya İmparatorluğu’nun da tam bu noktada İran’daki petrol yataklarını ele geçirme amacı olduğun söylemeliyiz. Ek olarak Rusya İmparatorluğu’nun Ortodoksların koruyucusu rolünün ve Panslavizm politikalarının Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile çıkarlarının çatışmasına sebep olmuştur. İngiltere-Fransa ittifakının 3. üyesi bu şekilde ortaya çıkmıştı. Rusya İmparatorluğu’nun savaşa girerken sahip olduğu amaçların en önemlilerinden biri de İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında hakimiyet sağlamaktı. Alman İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu safında yer alan Osmanlı İmparatorluğu’nun bu savaşa katılmaktaki amacı ise yüzyıllardır kaybettiği toprakları geri kazanabilmekti.

 Savaşa giden yolu hazırlayan politik sebepler ise dolaylı olarak ekonomik sebeplerle ilişkili olmakla beraber ideolojik temellidir. İlk olarak, Alman İmparatorluğu’nun pan-cermenizm ve doğuya doğru yayılma politikası Rusya İmparatorluğu için bir tehditti. Aynı zamanda, Rusya İmparatorluğu’nun Pan-Slavizm politikası yoğun bir Slav ve Ortodoks nüfusa sahip olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu için çok büyük tehditti. Kültürel ve ulus birlikteliği amaçları Alman İmparatorluğu’nun geçmişten beri süregelen ve İkinci Dünya Savaşı’na giden yolda tekrar karşılaşacağımız bir unsurdu.

Birbirine eklemli olan politik ve ekonomik sebepler Birinci Dünya Savaşı’nın cephelerini ve müttefikliklerini belirlemiştir. Savaşın kazanan tarafı 200 yıldır güçlerini koruyan İngiltere ve Fransa olmuştur. İtalya kazanan tarafta yer almasına rağmen kazandığı toprakların yanında kaybettiği ekonomik güç çok daha ağır basmıştır. Bunun yanında İngiltere ve Fransa sömürge topraklarını ve deniz yollarını korumaya devam etmiş olmasına rağmen savaştan ekonomik olarak çok yorgun çıkmıştır. Rusya İmparatorluğu da kazanan tarafta olmasına rağmen 1917 yılında savaşın kötü gidişatı ve Rus topraklarındaki açlık ve fakirlik gibi unsurlar Bolşevikleri iktidara taşıyacak bir devrimi başlatmıştı. 1918 yılında Vladimir Lenin Brest Litovsk anlaşmasını Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti adına imzalayarak ittifak devletlerine Doğu Avrupa’dan ve Kafkaslardan toprak verme sözü ile savaştan çekilmiştir. Alman İmparatorluğu ağır bir yenilgi almıştı ve yıkılmıştı. Daha sonra ise Almanya olarak göreceğimiz Almanya İmparatorluğu ekonomik ve politik olarak çok kısıtlanacağı Versay Anlaşması’nı imzalamıştı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu savaştan yenik çıkan ve dağılan diğer imparatorluklardır. Fransız İhtilali’nin başlatmış olduğu milliyetçilik akımı ve devamında yaşanılan dünya savaşı çok uluslu imparatorlukların sonunu getirmiştir. Devamında dağılan imparatorlukların coğrafyalarında ulus temeline dayanan dil, ırk ve ulus kimliği ile kendini tanıtan yeni devletler kurulmuştur. Bu devletler Türkiye Cumhuriyeti, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Macaristan, Estonya, Letonya ve Litvanya’dır.

Birinci Dünya Savaşı kimsenin kazandığı bir savaş olmamıştır. Savaşı kazanan devletler savaşın ekonomik faturasını yenik devletlerin boynuna yüklemişler ve imzalanan anlaşmalarla bunu dikte etmişlerdi. Öyle ki, kazanan devletler dahi savaştan ekonomik olarak bir kazançla çıkamamış ancak sahip oldukları sömürge topraklarına yeni topraklar katabilmişlerdi. Yenik devletler ise ödeyemeyecekleri bir borcun altına girmişlerdi. Sonuç olarak bu paylaşım savaşı kimseyi tatmin etmemişti aksine ileride 20 sene sonra çıkacak olan İkinci Dünya Savaşı’na çok kuvvetli bir zemin hazırlamıştı.

Sonuç

Savaş sonunda kesintisiz barışının sağlanmasını, korunmasını, dünya ticaretinin devamlılığını ve problemlerin diplomatik yollarla çözülmesini sağlamak amacıyla Milletler Cemiyeti kurulmuştu. Ancak Milletler Cemiyeti barışın sağlanmasında aktif bir rol oynayamamış sadece kazanan devletlerin haklarının korunmasında diplomatik bir rol oynamıştır. Milletler Cemiyeti devletler arasında sürtüşmelere ve artan tansiyonlara engel olamamıştır. Ve beklenildiği gibi bir dünya davaşı daha patlak verdi. Bu cemiyet İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler örgütünün temelini oluşturmuştur. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, savaş arası barış döneminde uygulanan idealist bakış açısının savaşı engelleyemediğinin gerçeği devletlerce kabul edilmiş olup ve devletler tarafından her devletin kendini kendi gücü ile koruyacağı prensibini içinde barındıran güçler dengesi politikası benimsenmiştir.

Tarih Parkı

Tarih Parkı

Tarihte barınmış her şey..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın